Salı , 18 Haziran 2019

Julian Assange’ın hayatı tehlikede- Eric London

16 Nisan 2019

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın Perşembe günü Londra’da tutuklanmasının ardından, ABD, Britanya ve Ekvador hükümetleri, bu ifşaatçının ABD’ye yasadışı teslimine olanak sağlamak için bir komplo düzenliyorlar. Julian Assange’ın yaşamı ve özgürlüğü ciddi tehlike altında bulunuyor. Onun Amerikan hükümetinin eline düşmesini önlemek için, bütün ifade özgürlüğü savunucularının harekete geçmesi gerekiyor.

40 yılı aşkın bir süre önce, RAND Corporation uzmanı Daniel Ellsberg, ABD hükümetinin Vietnam Savaşı’ndaki yasadışı faaliyetlerini kanıtlarıyla birlikte Washington Post’a teslim etmişti. Ellsberg, Cuma günü, aşağıdaki açıklamayı yaptı: “Bu, [ABD anayasasındaki] Birinci Değişiklik’e çok ciddi bir saldırıdır. Basın özgürlüğünü yürürlükten kaldırma yönünde açık bir girişimdir. Bu, bir gazeteciye ve editöre ya da yayıncıya (Julian Assange) yönelik ilk suçlamadır. Ve eğer başarıya ulaşırsa, sonuncu da olmayacak. Bu, açıkça, Başkan Trump’ın, devlet düşmanı diye adlandırdığı basına açtığı savaşın bir parçasıdır. Eğer Julian Assange’ı hapse atmayı başarırsa ki orada ömür boyu kalacağını düşünüyorum, eğer oraya giderse, muhtemelen ona karşı ilk suçlama yalnızca birkaç yıllık olur. Ama bu büyük olasılıkla birçok suçlamanın sadece ilki olur.”

Assange’ı iade etmek için kullanılan resmi bahane, apaçık bir yalandır. ABD Adalet Bakanlığı, önceden gizli olan ve Perşembe günü açıklanan bir iddianameye göre, Assange’ı, yalnızca, hükümet bilgisayarlarının şifrelerini kırmak için komplo kurmaya karşı bir federal yasayı ihlal etmekle suçladı.

Bu suçun yalnızca beş yıl hapis cezası getiriyor olması ve Casusluk Yasası kapsamına girmemesi, ilişkili tüm taraflara Assange’ı Amerikalılara teslim etmek için bir bahane sağlıyor. ABD-Britanya arasındaki iade anlaşması, özellikle casusluk dahil “siyasi suçlar” için transferi dışlıyor. Britanya hükümeti, mahkemelerde, ABD Adalet Bakanlığı’nın metnine atıfta bulunarak, Assange’ın iadesinin bu dışlama ile engellenmeyeceğini iddia edecek.

Dahası, Ekvador hükümeti, suçlamanın idam cezası tehdidi ile karşılaşmayacağını gösterdiği gerekçesiyle Assange’ın sığınmasını iptal edebileceğini iddia ediyor.

Gerçekte ise, Assange, ABD’nin eline düşer düşmez, hızla, casusluk dahil bir dizi ek suçlamayla karşılaşacak. Basın özgürlüğüne yönelik tehdidi önemsiz ve Assange’a karşı suçlamayı olduğundan hafif gösterme çabaları, halk içinde rehavet yaratmayı ve dikkati, tehlikede olan temel ifade özgürlüğü meselelerinden başka yöne çevirmeyi amaçlamaktadır.

Tek başına iddianamenin dili bile, sonundaki resmi suçlamaya karşın, hükümetin Assange’ı siyasi nedenlerle hedef aldığını açıkça ortaya koymaktadır. İddianamede, şu ileri sürülüyor: “Komplonun başlıca hedefi, WikiLeaks’in bilgileri kendi web sitesinde alenen yayabilmesi için, [Chelsea] Manning’in ABD’nin ulusal savunması ile ilişkili gizli bilgileri elde edip iletmesine olanak sağlamaktı.”

İddianame, WikiLeaks’in kamuoyuna açıkladığı bilgilerin, “Afganistan savaşıyla ilgili aşağı yukarı 90.000 önemli faaliyet raporunu, Irak savaşıyla ilgili 400.000 önemli faaliyet raporunu, 800 Guantanamo Körfezi tutuklusunun değerlendirme özetini ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 250.000 telgrafını” içerdiğini belirtiyor. “Bu kayıtların birçoğu,” 2009’da Barack Obama tarafından imzalanan “‘13526 numaralı Emir’e uygun olarak sınıflandırılmıştı.” İddianame, bu bilgilerin açıklanmasının, “mantıken, ulusal güvenliğe ciddi hasar vermesi beklenebilir,” iddiasında bulunuyor.

Bu dil, “ulusal savunmayla ilgili” bilgileri açıklamayı yasaklayan Casusluk Yasası’nın metnini yansıtmaktadır. Casusluk Yasası, bu tür bilgileri “haber yapan, dağıtan, ileten ya da [bu bilgilerin] haber yapılmasına, dağıtılmasına veya iletilmesine neden olan” kişilere suçlu muamelesi yapıyor.

Bu iddianamenin diline dayanarak, hem Assange, hem de Manning, bu yasaya göre ceza davası ile karşı karşıya kalabilir. Hükümet, Assange’a açıkça Manning’in faaliyetlerine bağlı olarak dava açıldığını duyurarak, Manning’in geleceğinin de risk altında olduğunu gösteriyor. Gerçekten de, iddianamenin ilk

iki sözcüğü, “Chelsea Manning”dir.

Bu dil, geçtiğimiz yıl, savcıların “yanlışlıkla” açıkladığı ve Assange’ın kendisine karşı “suçlamalar” (çoğul) olduğu için iade edilmesi gerektiğini savunan belgeleri de doğruluyor. Savcılar, en aşağı 2011’de, Assange’ı soruşturmak için gizli bir büyük jüri toplamış ve ABD hükümeti, 2012’de, “casusluk” iddiaları üzerinden WikiLeaks çalışanlarını gözetlemek için izin talep etmişti.

Gizli bir büyük jürinin Assange’ı sadece bir şifre manipülasyonu ile suçlamaya sekiz yıl harcadığına, yalnızca suç ortakları ya da saflar inanabilir.

ABD’nin önde gelen siyasi kişiliklerinin verdiği tepki ve daha önce yaptıkları açıklamalar, egemen seçkinlerin, Assange’ı ele geçirip –eğer daha kötü cezalar verilmezse– ömür boyu içeri tıkmaya can attığını açıkça ortaya koymaktadır.

Senato’da Demokratların Azınlık Önderi Cherles Schumer, Twitter’da, “Onun [Assange’ın], yakında, Putin ve Rus hükümeti adına seçimlerimize müdahale etmekten sorumlu tutulacağını umuyorum,” diye yazdı. Demokrat Senatör Mark Warner, Assange’ı, “Rusya’nın Batı’yı zayıflatma ve Amerikan güvenliğini baltalama çabalarının doğrudan katılımcısı” olarak adlandırıyor ve şöyle devam ediyordu: “Umarım, Britanya mahkemeleri, sonunda hak ettiği adaletle karşılaşabilmesi için onu hızla ABD’nin gözetimine aktarır.”

Assange’ın asılsız “müdahale” iddiaları temelinde kovuşturulması, casusluk suçlamalarını içerecektir.

Demokrat Senatör Joe Manchin, son kurbanını yakalamış bir zindancı gibi, “O [Assange] bizim mülkiyetimiz ve ondan olguları ve gerçekleri alabiliriz,” diye ilan etti. Bu açıklamaya göre, Assange, ABD’ye sorgulanma amacıyla aktarılıyor ki bu, suçluların iadesi kategorisine değil, yasadışı teslime girer.

Assange, son yedi yılda, basından ve hükümetten açık ölüm tehditleri de aldı. Sağcı radyocu Rush Limbaugh, Assange’ın “beynine bir kurşun” sıkılması çağrısı yapmıştı. Fox News’in eski sunucusu Bill O’Reilly, Assange’a, “Seni asacağız,” demişti. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki eski sözcüsü Newt Gingrich, “Julian Assange terör faaliyetinde bulunmuştur ve bir düşman savaşçı muamelesi görmelidir,” demişti. Demokratik Partili ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Assange’ı bir “ileri teknoloji teröristi” olarak adlandırmıştı. Demokrat Bob Beckel, “bu herif bir hain” ve ABD “bu o. çocuğunu yasadışı bir şekilde vurmalı” demişti.

İddianamenin bir başka işlevi, yozlaşmış ve yalancı medyaya Assange’ın tutuklanmasını alkışlamak için bir bahane sağlamaktır. New York Times ve Washington Post, özellikle canice bir rol oynuyor. Onlar, daha hafif bir suçlamaya başvurulmasının Assange’ı kovuşturmanın ifade özgürlüğüne bir tehdit doğurmadığı anlamına geldiğini iddia ediyorlar.

New York Times (NYT), Cuma günü yaptığı bir yayın kurulu açıklamasında, şöyle yazdı: “Hükümet, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ı, kritik Birinci Değişiklik sorularının –şimdilik– kenarından geçerek, gizli hükümet bilgilerini yayınlamakla değil, çalmakla suçladı.”

NYT, Assange’a karşı tek suçlamanın, tutuklamanın “sızdırılmış belgeler üzerinden yetkinin kötüye kullanımını açığa vuran (NYT gibi geleneksel gazetelerin her zaman yaptığı bir şey) bir gazeteci ile hırsızlık ya da dalavere yoluyla ABD’nin güvenliğini zayıflatmaya çalışan bir yabancı ajan arasındaki ayrıma doğrudan bir tehdit” oluşturmadığı anlamına geldiğini yazıyor ve ekliyordu: “Yönetim, Bay Assange’ı haklı olarak tartışmasız bir suçla itham ederek işe koyuldu.”

Washington Post’un (WP) başyazısı, “Julian Assange bir özgür basın kahramanı değildir. Ve kişisel hesap verme sorumluluğu için çok geç kalmıştır,” başlığını taşıyor.

WP, şöyle yazıyordu: “Bay Assange’ın davası, hukukun üstünlüğü için bir zaferle sonuçlanabilir; onu savunanların yanlış bir şekilde uyardıkları gibi temel hakların yenilgisiyle değil.” Gazete, Assange’ın güvenliği ile ilgili kaygıları “WikiLeaks yanlısı propaganda” olarak damgaladı. WP’ye göre, iddianamenin Assange’ı Casusluk Yasası’nı ihlal etmekle suçlamaması, onun “CIA suikastçıları tarafından ya da iade üzerinden, ABD’de idam cezasıyla, yaşamı için haklı korkulara sahip olmadığını” kanıtlıyordu.

Gazete, Assange’ın “etik dışı” olduğu ve “gerçek bir gazeteci” olmadığı için, “Britanya’nın, onu hesap heklemekten mahkemeye çıkarmanın basın özgürlüğüne zarar vereceğinden korkmaması gerektiğini” açıklıyor. Çünkü Assange, “gerçekliklerini bağımsız bir şekilde doğrulama çabasına girmeden ya da adı geçen kişilere açıklama yapma fırsatı vermeden, belgeleri kamuya açık alana döktü.”

New York Times ile Washington Post mu “gerçek gazetecilik” hakkında ders verecek? Bu açıklamalar, NYT ile WP’nin hükümetin propaganda organlarından başka bir şey olmadığını açığa vurmaktadır.

New York Times, Bush yönetiminin Irak’taki “kitle imha silahları” hakkındaki düzmece iddiasının pazarlanmasıyla eşanlamlıdır ve Washington Post’un sahibi, kısa süre önce Pentagon ile 600 milyon dolarlık bir hizmet anlaşması yapmış olan Amazon’un milyarder CEO’su Jeff Bezos’tur.

Assange’a karşı kurulan komplo, siyaset kurumu ve şirket medyası içindekilerin, demokratik hakların savunusu açısından çöküşünün altını çizmektedir. Eğer Ellsberg bugün Washington Post’a Pentagon tarafından yetkilendirilmiş olan RAND’ın raporlarının fotokopileri ile gitse, gazete FBI’ı arar ve onu “ulusal güvenliği” tehdit etmekten tutuklatırdı.

New York Times ve Washington Post, Assange’ın, Hillary Clinton’ın bankerlerden ve CEO’lardan oluşan dinleyicilerine, gizlice, seçilmesi durumunda onların çıkarlarını temsil edeceğini söyleyerek yüz binlerce dolar aldığını gösteren kanıtları yayınlayarak Rusya’ya yardım ettiğine kendi hali vakti yerinde okurlarını ikna edebilirler. Bu arada, Demokratlar, Assange’ın ifşa ettiği suçların sorumlusu olan ordu ve istihbarat kurumlarının önderleri ile işbirliği yapıyorlar. Demokratların Trump’a muhalefetinin sağcı karakteri, onların Trump yönetiminin Assange’a yönelik saldırılarını destekledikleri gerçeğiyle açığa vuruluyor.

Julian Assange’ın, Chelsea Manning ve Edward Snowden ile birlikte savunulması, artık işçi sınıfının karşı karşıya olduğu merkezi bir siyasi sorundur. Bu ifşaatçılara yönelik tutumlar, sınıfsal çizgileri büyük ölçüde ayırmaktadır. Egemen sınıf ifade ve basın özgürlüğüne yönelik sert önlemler alırken, sınıfsal çatışma tüm dünyada yoğunlaşıyor.

Sosyalist Eşitlik Partisi ve Dünya Sosyalist Web Sitesi, demokratik hakları savunma konusunda ciddi olan herkesin Assange’ı, Manning’i ve Snowden’ı savunma mücadelesine katılması için en geniş çağrıyı yapar. İşçiler ve gençler, uluslararası ölçekte, bu sınıf savaşı tutsaklarını savunmak için derhal harekete geçmelidir. Yaşamları buna bağlı.

Assange’ın özgürlüğü için mücadele, emperyalist militarizme ve kapitalizme karşı demokratik hakları savunma siyasi mücadelesinin mızrak başıdır. Bu ifşaatçılar, yalnızca, işçi sınıfının gücünün kullanılabildiği ölçüde savunulabilirler.

Sosyalist Eşitlik Partisi (Avustralya) Ulusal Komite üyesi Nick Beams’in Cuma günü Sidney’de düzenlenen acil mitingde söylediği gibi: “Demokrasiye yönelik saldırı, büyük bir hastalığın belirtisidir. Sorunla kaynağında, yani küresel kapitalizmin kar sistemiyle mücadele etmeden, demokrasiyi savunmak söz konusu olamaz. Bu, tarihsel rolünü tüketmiş ve artık, bir zamanlar savunucusu olduğu demokratik hakları bile paramparça etmek, ayaklar altında çiğnemek ve kirletmek zorunda olan, kriz içinde bir sistemdir. Bu mücadelenin parçası olarak, sosyalist bir perspektif uğruna mücadeleye girişmemiz gerekiyor. Dünya, kapitalizmin yarattığı tüm dehşetlerden ancak o zaman temizlenebilir.”