Pazartesi , 18 Ocak 2021

Julian Assange’ın hayatı tehlikede- Eric London

16 Nisan 2019

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın Perşembe günü
Londra’da tutuklanmasının ardından, ABD, Britanya ve Ekvador hükümetleri, bu
ifşaatçının ABD’ye yasadışı teslimine olanak sağlamak için bir komplo
düzenliyorlar. Julian Assange’ın yaşamı ve özgürlüğü ciddi tehlike altında
bulunuyor. Onun Amerikan hükümetinin eline düşmesini önlemek için, bütün ifade
özgürlüğü savunucularının harekete geçmesi gerekiyor.

40 yılı aşkın bir süre önce, RAND Corporation uzmanı Daniel
Ellsberg, ABD hükümetinin Vietnam Savaşı’ndaki yasadışı faaliyetlerini
kanıtlarıyla birlikte Washington Post’a teslim etmişti. Ellsberg, Cuma günü,
aşağıdaki açıklamayı yaptı: “Bu, [ABD anayasasındaki] Birinci Değişiklik’e çok
ciddi bir saldırıdır. Basın özgürlüğünü yürürlükten kaldırma yönünde açık bir
girişimdir. Bu, bir gazeteciye ve editöre ya da yayıncıya (Julian Assange)
yönelik ilk suçlamadır. Ve eğer başarıya ulaşırsa, sonuncu da olmayacak. Bu,
açıkça, Başkan Trump’ın, devlet düşmanı diye adlandırdığı basına açtığı savaşın
bir parçasıdır. Eğer Julian Assange’ı hapse atmayı başarırsa ki orada ömür boyu
kalacağını düşünüyorum, eğer oraya giderse, muhtemelen ona karşı ilk suçlama yalnızca
birkaç yıllık olur. Ama bu büyük olasılıkla birçok suçlamanın sadece ilki
olur.”

Assange’ı iade etmek için kullanılan resmi bahane, apaçık
bir yalandır. ABD Adalet Bakanlığı, önceden gizli olan ve Perşembe günü
açıklanan bir iddianameye göre, Assange’ı, yalnızca, hükümet bilgisayarlarının
şifrelerini kırmak için komplo kurmaya karşı bir federal yasayı ihlal etmekle
suçladı.

Bu suçun yalnızca beş yıl hapis cezası getiriyor olması ve
Casusluk Yasası kapsamına girmemesi, ilişkili tüm taraflara Assange’ı
Amerikalılara teslim etmek için bir bahane sağlıyor. ABD-Britanya arasındaki
iade anlaşması, özellikle casusluk dahil “siyasi suçlar” için transferi
dışlıyor. Britanya hükümeti, mahkemelerde, ABD Adalet Bakanlığı’nın metnine
atıfta bulunarak, Assange’ın iadesinin bu dışlama ile engellenmeyeceğini iddia
edecek.

Dahası, Ekvador hükümeti, suçlamanın idam cezası tehdidi ile
karşılaşmayacağını gösterdiği gerekçesiyle Assange’ın sığınmasını iptal
edebileceğini iddia ediyor.

Gerçekte ise, Assange, ABD’nin eline düşer düşmez, hızla,
casusluk dahil bir dizi ek suçlamayla karşılaşacak. Basın özgürlüğüne yönelik
tehdidi önemsiz ve Assange’a karşı suçlamayı olduğundan hafif gösterme
çabaları, halk içinde rehavet yaratmayı ve dikkati, tehlikede olan temel ifade
özgürlüğü meselelerinden başka yöne çevirmeyi amaçlamaktadır.

Tek başına iddianamenin dili bile, sonundaki resmi suçlamaya
karşın, hükümetin Assange’ı siyasi nedenlerle hedef aldığını açıkça ortaya
koymaktadır. İddianamede, şu ileri sürülüyor: “Komplonun başlıca hedefi,
WikiLeaks’in bilgileri kendi web sitesinde alenen yayabilmesi için, [Chelsea] Manning’in ABD’nin ulusal savunması ile ilişkili gizli bilgileri elde edip
iletmesine olanak sağlamaktı.”

İddianame, WikiLeaks’in kamuoyuna açıkladığı bilgilerin,
“Afganistan savaşıyla ilgili aşağı yukarı 90.000 önemli faaliyet raporunu, Irak
savaşıyla ilgili 400.000 önemli faaliyet raporunu, 800 Guantanamo Körfezi
tutuklusunun değerlendirme özetini ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 250.000
telgrafını” içerdiğini belirtiyor. “Bu kayıtların birçoğu,” 2009’da Barack
Obama tarafından imzalanan “‘13526 numaralı Emir’e uygun olarak
sınıflandırılmıştı.” İddianame, bu bilgilerin açıklanmasının, “mantıken, ulusal
güvenliğe ciddi hasar vermesi beklenebilir,” iddiasında bulunuyor.

Bu dil, “ulusal savunmayla ilgili” bilgileri açıklamayı
yasaklayan Casusluk Yasası’nın metnini yansıtmaktadır. Casusluk Yasası, bu tür
bilgileri “haber yapan, dağıtan, ileten ya da [bu bilgilerin] haber
yapılmasına, dağıtılmasına veya iletilmesine neden olan” kişilere suçlu
muamelesi yapıyor.

Bu iddianamenin diline dayanarak, hem Assange, hem de
Manning, bu yasaya göre ceza davası ile karşı karşıya kalabilir. Hükümet,
Assange’a açıkça Manning’in faaliyetlerine bağlı olarak dava açıldığını
duyurarak, Manning’in geleceğinin de risk altında olduğunu gösteriyor.
Gerçekten de, iddianamenin ilk

iki sözcüğü, “Chelsea Manning”dir.

Bu dil, geçtiğimiz yıl, savcıların “yanlışlıkla” açıkladığı
ve Assange’ın kendisine karşı “suçlamalar” (çoğul) olduğu için iade edilmesi
gerektiğini savunan belgeleri de doğruluyor. Savcılar, en aşağı 2011’de,
Assange’ı soruşturmak için gizli bir büyük jüri toplamış ve ABD hükümeti,
2012’de, “casusluk” iddiaları üzerinden WikiLeaks çalışanlarını gözetlemek için
izin talep etmişti.

Gizli bir büyük jürinin Assange’ı sadece bir şifre
manipülasyonu ile suçlamaya sekiz yıl harcadığına, yalnızca suç ortakları ya da
saflar inanabilir.

ABD’nin önde gelen siyasi kişiliklerinin verdiği tepki ve
daha önce yaptıkları açıklamalar, egemen seçkinlerin, Assange’ı ele geçirip
–eğer daha kötü cezalar verilmezse– ömür boyu içeri tıkmaya can attığını açıkça
ortaya koymaktadır.

Senato’da Demokratların Azınlık Önderi Cherles Schumer,
Twitter’da, “Onun [Assange’ın], yakında, Putin ve Rus hükümeti adına seçimlerimize
müdahale etmekten sorumlu tutulacağını umuyorum,” diye yazdı. Demokrat Senatör
Mark Warner, Assange’ı, “Rusya’nın Batı’yı zayıflatma ve Amerikan güvenliğini
baltalama çabalarının doğrudan katılımcısı” olarak adlandırıyor ve şöyle devam
ediyordu: “Umarım, Britanya mahkemeleri, sonunda hak ettiği adaletle
karşılaşabilmesi için onu hızla ABD’nin gözetimine aktarır.”

Assange’ın asılsız “müdahale” iddiaları temelinde
kovuşturulması, casusluk suçlamalarını içerecektir.

Demokrat Senatör Joe Manchin, son kurbanını yakalamış bir
zindancı gibi, “O [Assange] bizim mülkiyetimiz ve ondan olguları ve gerçekleri
alabiliriz,” diye ilan etti. Bu açıklamaya göre, Assange, ABD’ye sorgulanma
amacıyla aktarılıyor ki bu, suçluların iadesi kategorisine değil, yasadışı teslime
girer.

Assange, son yedi yılda, basından ve hükümetten açık ölüm
tehditleri de aldı. Sağcı radyocu Rush Limbaugh, Assange’ın “beynine bir
kurşun” sıkılması çağrısı yapmıştı. Fox News’in eski sunucusu Bill O’Reilly,
Assange’a, “Seni asacağız,” demişti. Cumhuriyetçilerin Temsilciler
Meclisi’ndeki eski sözcüsü Newt Gingrich, “Julian Assange terör faaliyetinde
bulunmuştur ve bir düşman savaşçı muamelesi görmelidir,” demişti. Demokratik
Partili ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Assange’ı bir “ileri teknoloji
teröristi” olarak adlandırmıştı. Demokrat Bob Beckel, “bu herif bir hain” ve
ABD “bu o. çocuğunu yasadışı bir şekilde vurmalı” demişti.

İddianamenin bir başka işlevi, yozlaşmış ve yalancı medyaya
Assange’ın tutuklanmasını alkışlamak için bir bahane sağlamaktır. New York
Times ve Washington Post, özellikle canice bir rol oynuyor. Onlar, daha hafif
bir suçlamaya başvurulmasının Assange’ı kovuşturmanın ifade özgürlüğüne bir
tehdit doğurmadığı anlamına geldiğini iddia ediyorlar.

New York Times (NYT), Cuma günü yaptığı bir yayın kurulu
açıklamasında, şöyle yazdı: “Hükümet, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ı,
kritik Birinci Değişiklik sorularının –şimdilik– kenarından geçerek, gizli
hükümet bilgilerini yayınlamakla değil, çalmakla suçladı.”

NYT, Assange’a karşı tek suçlamanın, tutuklamanın
“sızdırılmış belgeler üzerinden yetkinin kötüye kullanımını açığa vuran (NYT
gibi geleneksel gazetelerin her zaman yaptığı bir şey) bir gazeteci ile
hırsızlık ya da dalavere yoluyla ABD’nin güvenliğini zayıflatmaya çalışan bir
yabancı ajan arasındaki ayrıma doğrudan bir tehdit” oluşturmadığı anlamına
geldiğini yazıyor ve ekliyordu: “Yönetim, Bay Assange’ı haklı olarak
tartışmasız bir suçla itham ederek işe koyuldu.”

Washington Post’un (WP) başyazısı, “Julian Assange bir özgür
basın kahramanı değildir. Ve kişisel hesap verme sorumluluğu için çok geç
kalmıştır,” başlığını taşıyor.

WP, şöyle yazıyordu: “Bay Assange’ın davası, hukukun
üstünlüğü için bir zaferle sonuçlanabilir; onu savunanların yanlış bir şekilde
uyardıkları gibi temel hakların yenilgisiyle değil.” Gazete, Assange’ın
güvenliği ile ilgili kaygıları “WikiLeaks yanlısı propaganda” olarak damgaladı.
WP’ye göre, iddianamenin Assange’ı Casusluk Yasası’nı ihlal etmekle
suçlamaması, onun “CIA suikastçıları tarafından ya da iade üzerinden, ABD’de
idam cezasıyla, yaşamı için haklı korkulara sahip olmadığını” kanıtlıyordu.

Gazete, Assange’ın “etik dışı” olduğu ve “gerçek bir
gazeteci” olmadığı için, “Britanya’nın, onu hesap heklemekten mahkemeye
çıkarmanın basın özgürlüğüne zarar vereceğinden korkmaması gerektiğini”
açıklıyor. Çünkü Assange, “gerçekliklerini bağımsız bir şekilde doğrulama
çabasına girmeden ya da adı geçen kişilere açıklama yapma fırsatı vermeden,
belgeleri kamuya açık alana döktü.”

New York Times ile Washington Post mu “gerçek gazetecilik”
hakkında ders verecek? Bu açıklamalar, NYT ile WP’nin hükümetin propaganda
organlarından başka bir şey olmadığını açığa vurmaktadır.

New York Times, Bush yönetiminin Irak’taki “kitle imha
silahları” hakkındaki düzmece iddiasının pazarlanmasıyla eşanlamlıdır ve
Washington Post’un sahibi, kısa süre önce Pentagon ile 600 milyon dolarlık bir
hizmet anlaşması yapmış olan Amazon’un milyarder CEO’su Jeff Bezos’tur.

Assange’a karşı kurulan komplo, siyaset kurumu ve şirket
medyası içindekilerin, demokratik hakların savunusu açısından çöküşünün altını
çizmektedir. Eğer Ellsberg bugün Washington Post’a Pentagon tarafından
yetkilendirilmiş olan RAND’ın raporlarının fotokopileri ile gitse, gazete FBI’ı
arar ve onu “ulusal güvenliği” tehdit etmekten tutuklatırdı.

New York Times ve Washington Post, Assange’ın, Hillary
Clinton’ın bankerlerden ve CEO’lardan oluşan dinleyicilerine, gizlice,
seçilmesi durumunda onların çıkarlarını temsil edeceğini söyleyerek yüz
binlerce dolar aldığını gösteren kanıtları yayınlayarak Rusya’ya yardım
ettiğine kendi hali vakti yerinde okurlarını ikna edebilirler. Bu arada,
Demokratlar, Assange’ın ifşa ettiği suçların sorumlusu olan ordu ve istihbarat
kurumlarının önderleri ile işbirliği yapıyorlar. Demokratların Trump’a
muhalefetinin sağcı karakteri, onların Trump yönetiminin Assange’a yönelik
saldırılarını destekledikleri gerçeğiyle açığa vuruluyor.

Julian Assange’ın, Chelsea Manning ve Edward Snowden ile
birlikte savunulması, artık işçi sınıfının karşı karşıya olduğu merkezi bir
siyasi sorundur. Bu ifşaatçılara yönelik tutumlar, sınıfsal çizgileri büyük
ölçüde ayırmaktadır. Egemen sınıf ifade ve basın özgürlüğüne yönelik sert
önlemler alırken, sınıfsal çatışma tüm dünyada yoğunlaşıyor.

Sosyalist Eşitlik Partisi ve Dünya Sosyalist Web Sitesi,
demokratik hakları savunma konusunda ciddi olan herkesin Assange’ı, Manning’i
ve Snowden’ı savunma mücadelesine katılması için en geniş çağrıyı yapar.
İşçiler ve gençler, uluslararası ölçekte, bu sınıf savaşı tutsaklarını savunmak
için derhal harekete geçmelidir. Yaşamları buna bağlı.

Assange’ın özgürlüğü için mücadele, emperyalist militarizme
ve kapitalizme karşı demokratik hakları savunma siyasi mücadelesinin mızrak
başıdır. Bu ifşaatçılar, yalnızca, işçi sınıfının gücünün kullanılabildiği
ölçüde savunulabilirler.

Sosyalist Eşitlik Partisi (Avustralya) Ulusal Komite üyesi
Nick Beams’in Cuma günü Sidney’de düzenlenen acil mitingde söylediği gibi:
“Demokrasiye yönelik saldırı, büyük bir hastalığın belirtisidir. Sorunla kaynağında,
yani küresel kapitalizmin kar sistemiyle mücadele etmeden, demokrasiyi savunmak
söz konusu olamaz. Bu, tarihsel rolünü tüketmiş ve artık, bir zamanlar
savunucusu olduğu demokratik hakları bile paramparça etmek, ayaklar altında
çiğnemek ve kirletmek zorunda olan, kriz içinde bir sistemdir. Bu mücadelenin
parçası olarak, sosyalist bir perspektif uğruna mücadeleye girişmemiz
gerekiyor. Dünya, kapitalizmin yarattığı tüm dehşetlerden ancak o zaman
temizlenebilir.”