Salı , 16 Temmuz 2019

Üçüncü Dünya Savaşı’na hazırlık* Küresel askeri harcamalar 1,8 trilyon dolarla rekor seviyede – 4 Mayıs 2019

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) bu hafta yayınladığı yıllık rapora göre, 2018’de 1,8 trilyon dolara ulaşan küresel askeri harcamalar, Soğuk Savaş sonrası yeni bir zirveye ulaşmış durumda. Bu, 2017’de dünya çapında yapılan askeri harcamaların önceki yıllık rekorundan yüzde 2,6’lık bir artışa işaret ediyor.

En dikkat çekeni, ABD’nin askeri harcamaları, yüzde 4,6’lık artışla 649 milyar dolara ulaştı ki bu, ABD için, SIPRI’nin 2011’den beri kaydettiği ilk yıllık harcama artışıdır. Başkan Donald Trump’ın 2019 için 686 milyar dolarlık bir bütçeyi imzalaması ve 2020’de Pentagon için 718 milyar dolar istemesi nedeniyle, bu eğilim devam edecek. Kongre’nin Bütçe Ofisi, mevcut finansman sağlama eğiliminin sürmesi halinde, ABD’nin önümüzdeki on yılda ordusuna 7 trilyon dolar harcayacağını tahmin ediyor. Bu, eğitime, altyapıya ve kamu sağlığı programlarına harcanacak toplam miktara eşdeğerdir.

2018’de en çok askeri harcama yapan 15 ülke

Trump yönetimi, hedefleri arasında ilk sırada yer alan Çin ve Rusya ile “büyük güç çatışması”na hazırlanmak için, ABD’nin cephaneliğini modernize edip geliştirmeye devasa meblağlar harcıyor. Pentagon, önümüzdeki on yılda, nükleer başlıklarını (kıtalararası balistik füzeler, denizaltıdan atılan balistik füzeler ve stratejik bombardıman uçakları) her açıdan modernize etmeye 500 milyar dolar harcamayı bekliyor. Buna, daha “kullanışlı” düşük verimli nükleer füzelerin geliştirilmesi ve konuşlandırılması dahildir.

ABD emperyalizmi, ekonomik konumu gerilerken bile aralıksız küresel egemenlik hedefi nedeniyle, askeri harcamalarda hem müttefiklerini, hem düşmanlarını fazlasıyla geride bırakıyor. 2018’de, ABD, ekonomik rakibi Çin’in miktarından (250 milyar dolar) iki buçuk kat ve sözde en büyük tehdit olan Rusya’nınkinden (61,4 milyar dolar) en az on kat daha fazla askeri harcama yaptı. 2018’de, dünyadaki askeri harcamaların yüzde 36’sını yapan ABD, kendisinden sonra gelen sekiz ülkenin toplamı kadar harcama yaptı.

Bu devasa askeri takviye, en ufak bir itiraz iması bile olmadan, siyaset kurumunun bütün hiziplerinin desteğiyle gerçekleştiriliyor. Doğrusu, Demokratik Parti’nin Trump’a yönelik başlıca eleştirisi, daha fazla askeri takviye ve Rusya’ya yönelik daha saldırgan bir duruş talebiyle, sağdan gelmektedir.

ABD’nin Ortadoğu’daki başlıca Arap müttefiki olan kanlı Suudi monarşisi, gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 8,8’i ya da 67,6 milyar dolar ile dünyada ekonomik çıktısının en büyük kısmını harcamada başı çekmesinin ardından, askeri harcamada üçüncü sırayı tuttu.

1988-2018 arası, bölgelere göre, dünya askeri harcamaları

Obama yönetimi, sekiz yıl boyunca, krallığa, değeri 110 milyar doları aşan silahlar akıtmıştı; silah tedariki ve eğitim, Trump döneminde de devam etti. Suudi Arabistan, dört yıldan daha uzun süredir, Yemen’e karşı amansız bir saldırı yürütüyor. On binlerce kişiyi öldürdüğü ve milyonlarcasını açlıktan ölümün eşiğine sürüklediği bu savaşta, savunmasız halka karşı ABD’nin sağladığı savaş uçaklarından ve bombalardan yararlanıyor.

Rusya, harcamasının art arda ikinci yıl düşmesiyle, ilk beşte yer alamadı ve Fransa (63,8 milyar dolar) ile Hindistan (66,5 milyar dolar) tarafından geride bırakıldı. Hindistan, askeri takviye konusunda, komşusu Pakistan’ı (11,4 milyar dolar) gölgede bırakıyor. İki Güney Asya ülkesi, bu yılın başında savaşın eşiğine gelmişti.

Harcamasını 2009’dan bu yana yüzde 9 arttıran Almanya, 2018’de ordusuna yaklaşık 50 milyar dolar harcayarak, dünya sıralamasında dokuzunculuktan sekizinciliğe yükseldi. Berlin’deki koalisyon hükümeti, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olarak konumunu öne sürmek amacıyla, dış askeri müdahalelerdeki rolünü arttıracağını ilan etmişti. Almanya, 2025’e kadar ordusuna GSYİH’sinin yüzde 1,5’ini harcamayı planlıyor.

Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetimindeki Moskova, hem Amerikan demokrasisinin varlığını sürdürmesine, hem de Doğu ve Orta Avrupa uluslarına yönelik eli kulağında bir tehdit olarak sunulsa da, NATO ittifakı (963 milyar dolar), Rusya’dan yaklaşık 16 kat fazla askeri harcama yaptı. 2016’dan beri, ABD’li ve Batı Avrupalı binlerce asker, dünyadaki en büyük nükleer silahlı güçlerden biri ile savaş için olası tuzak teli işlevi görmek üzere, Rusya’nın batı sınırındaki ya da yakınlarındaki NATO üyesi ülkelere konuşlandırıldılar.

Polonya, 2018’de 11,6 milyar dolarla, Orta Avrupa’da askeri takviyede başı çekti. Bu, önceki yıldan yüzde 8,9; 2009’daki rakamdan ise yaklaşık yüzde 50 daha fazla. Pentagon, şu anda 800 ABD askerinin Rusya toprağı olan Kaliningrad’dan sadece 85 kilometre uzakta, Polonya’daki bir dönüşümlü üsse konuşlandırılmış olmasının yanında, “Trump Hisarı” adlı kalıcı bir askeri üs kurmaya doğru ilerliyor.

Askeri harcamada yıllık en büyük artış oranı gerçekleştiren 15 ülkenin sekizi, Güneydoğu ya da Orta Avrupa’daydı. Letonya askeri harcamalarını yüzde 24 arttırırken, Bulgaristan yüzde 23, Ukrayna yüzde 21 ve Litvanya ile Romanya yüzde 18 arttırdı. Litvanya, son on yılda oran artışında Avrupa’da başı çekti ve askeri harcamasını bu süreçte yüzde 156 arttırdı.

Asya’daki ve Okyanusya’daki harcamalar, art arda 30 yıllık harcama artışıyla, 500 milyar dolara çıktı. Çin’in ve Hindistan’ın arkasından, Japonya (46,6 milyar dolar), Güney Kore (43,1 milyar dolar) ve Avustralya (26,7 milyar dolar) geliyor. Hem Obama dönemindeki “Asya’ya dönüş”e, hem de Trump’ın mevcut ticaret savaşı politikalarına askeri takviyenin eşlik ettiği bu dönemde, ABD’nin odak noktası, Çin’in yükselişine karşı koymak oldu.

SIPRI rakamlarının gösterdiği şey, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden ve kapitalist ekonomik düzenin epey müjdelenmiş “zafer”inden yaklaşık otuz yıl sonra, insanlığın, ABD emperyalizminin önderliğinde yaşanan yeni bir silahlanma yarışı ile karşı karşıya olduğudur. Bu, nükleer silahlı güçler arasında yıkıcı bir dünya savaşının çıkması tehdidi yaratıyor.

Askeri harcamalar: ABD, NATO ve Rusya (2018)

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında olduğu gibi, dünyanın, kaynakların ve jeostratejik geçitlerin kontrolü uğruna rekabet eden ulus devletlere bölünmüşlüğü, dünyayı bir kez daha felakete sürüklemekle tehdit ediyor. Çok büyük miktarda kaynaklar, rekabet eden egemen seçkinlerin, dünya işçi sınıfı zararına bölgesel ve küresel ekonomik çıkarlarını ileri sürme çabaları doğrultusunda heba ediliyor. SIPRI’nin verileri, 41 trilyon doları aşkın bir miktarın, son otuz yılda dünya genelinde ölüm ve yıkım saçan cephaneleri takviye etmeye harcanmış olduğunu gösteriyor.

Washington, DC’de ve Avrupa başkentlerinde yeni savaş suçları hazırlanırken, ABD emperyalizminin geçmişteki suçlarını ifşa edenler, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange ve ifşaatçılar Chelsea Manning ile Edward Snowden susturuluyor. Dünya işçi sınıfının bugün karşı karşıya olduğu kritik soru, reform mu, devrim mi değil; devrim mi, karşıdevrim mi biçimindedir. Uluslararası işçi sınıfı, insanlığın tamamını tehdit eden savaşa doğru çılgınca gidişe son vermek için harekete geçirilmelidir.

Son dönemde, sosyalizme ilginin artışına ve sınıf mücadelesinin uluslararası ölçekte yükselişine tanık olunuyor. Fransa’daki sarı yelek protestolarından, Cezayir’deki kitlesel gösterilere ve ABD’deki öğretmen grevlerinden, Meksika’daki maquiladora işçilerinin grevlerine kadar, bu hareket, kapitalizm yanlısı sendikalardan ve siyasi örgütlerden bağımsız ve onlara muhalefet içinde gelişiyor.

* wsws.org’dan … 4 Mayıs, 2019.