Pazar , 11 Nisan 2021

İnsan, aklıyla insandır -Kadir Cangızbay

Emin
Çölaşan’ın FETÖ’cülükten yargılandığı, Eren Erdem’in de yüzlerce gün tutuklanıp
hüküm giydiği rejim, demokrasi mi yoksa bir “korku” rejimi midir? İnsanların ne
söylediğinden, ne yazdığından, ne yaptığından bağımsız olarak işlerinden,
yetmedi, içeri atılabildiği, akılla takip edilemeyeceği şekilde…

Korku rejimi
aslında “terör” kelimesinin kullanılmasıyla başlar; zira bu Fransızca kelimenin
bire bir Türkçe karşılığı vardır: Dehşet/tedhiş. İnsan ayıdan korkar, ama
şehirdeki evinin yatak odasında ayıyla karşılaşırsa dehşete kapılır.
Yani,insanın aklını başından alan korku. Oysa insan aklıyla insandır; daha
doğrusu kendisinin akıllı olduğunun farkına vardığı ölçüde insan.   Ama devlet terör kelimesini tercih eder , bu
kelimeden kalkarak da teroristi: Terorist ise, son 30 yıldır, yargılanmaksızın  cezaya 
-neredeyse tümüyle ölüm- uğratılmış ve uğratılacak olan vatandaşlara
yakıştırılan sıfattır.

Deve, ayı,
fil ya da mamut hepsi bizden güçlü, ama onlara aklımızla egemen olmuşuz.
Siyasal islamcının bizi götürmek istediği de tam tamına aklı devreden çıkartıp
inanca sarılmak zorunda kalacağımız noktadır. İşte bu noktada, sadece
hayvanlara değil, cansız nesnelere dahi huy, niyet, kısacası ruh (anima)
atfeden, yani tarihin sıfır noktasındaki bir insanla karşı karşıyayızdır; ki,
bazı nesnelerin haram, bazılarının da helal ilân edilmesi tam tamına bu
düzeydeki bir zihniyetin tezahürüdür. Haram-helal karşıtlığı üzerinden de
giderek sigara, içki ve uyuşturucuları aynı kategori içinde ele almak ise
cahillikten beslenen bir yobazlıktır: Sigara hepten, belirli bir miktarın
üzerinde de içki sağlığa zararlıdır; ama uyuşturucu, insanı insan yapan
akıldan/şuurdan/iz’andan yoksun kılar. Vakıa şu da vardır ki, şehrin
hastanelerini kapatıp, şehre 20-30 kilometre uzaklıkta kırsal alana taşırken
bunlara ‘şehir hastanesi’ adını verenler illaki uyuşturucu müptelasıdır diye
bir şey yoktur.

3-5
yaşındaki çocukların bilmedikleri bir dildeki upuzun bir metni tek kelimesini
bile anlamadan ezberledikleri kuran kursları insanlığı tarihinin sıfır
noktasına geri götürmeye matuf tasarruflardır. Hele bu kurslara katılan kız
çocuklarının başlarının kapatılması kendilerini cinsiyet temelinde erkek
türdeşlerinden koparırken aynı zamanda birer cinsel nesne konumuna da hapsetmiş
olmaktadır.

Esas
sorgulanması gereken bu kız çocuklarının büyüklerinin, yani kadınların
başlarını niye örttükleridir. Biz insanlar birbirimizi yüzümüzden tanırız. Kim
olduğumuz yüzümüzden tanınır ve de simamıza saçımız, saç modelimiz de dahildir;
ancak daha beteri yüzünü peçe veya burkayla örtüp kendi kendilerini
hiçkimseleştiren kadınlar da vardır ki bunların artık bir insan bireyi, yani
belirli bir kişi olarak kabul edilmeleri, dolayısıyla insan haklarından
istifade etmeleri söz konusu olmamalıdır: Kendi istekleriyle ya da kendilerine
rağmen insan türünün kadınıyla erkeğiyle tekliğini, dolayısıyla ‘insan’
kavramını fiilen inkar etmiş olmaktadırlar: Ya ben de insanım diye ortaya
çıkmalı ve bu karşı çıkış başta olmak üzere hepimiz tarafından desteklenmeli,
ya da insanlık dışı canlılar olarak muameleye tâbi kılınmalıdırlar.

Başını
örtmek kadın için bir özgürlük olmayıp, erkek karşısında bir alt sınıftan
olduğuna rızasını sergileme serbestliğinin tanınmasına işaret eder.

Kaynak: İnsan aklıyla
insandır – ABC Gazetesi