Pazartesi , 20 Eylül 2021

İLTİCA TEMEL BİR HAKTIR… EVRENSEL BİR HAKTIR… ADİL OKAY

 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hemen herkesin bir yakını Avrupa, ABD veya İskandinavya ülkelerinde ya mültecidir ya da göçmen işçi.

O ülkelerin ırkçıları, milliyetçileri, faşistleri yıllardır “mülteciler evlerine dönsünler…”, “yabancı işçileri istemiyoruz…” diye slogan atıyorlar. Daha da ileri gidip göçmenleri, mültecileri katledenler de oluyor. Solingen’de yakılan “soydaş”larınızı ne çabuk unuttunuz diyeceğim geliyor, bizim ülkemizdeki gizli, açık ırkçı ve milliyetçilere.

 

Unutmayınız; dünyanın tüm sınırları yapaydır.

Devletler kötüdür, insanların tümü değil.

 

Mültecilere kızmak yerine, mülteci üreten-savaş ve yoksulluk üreten sistemi sorgulayalım.

Suriyeliler Afganlar ya da iç göçle kentinize gelmek zorunda kalanlara kızmayın-saldırmayın. Birkaç kişinin adli suç işlemesi o halkı topyekün kötü yapmaz. Unutmayın, siz de bir gün mülteci-sürgün ya da Avrupa’da “işçi” olabilirsiniz. Avrupa ülkelerinde kaçak veya yasal çalışan ya da mülteci statüsünde yaşamaya çalışan milyonlarca yurttaşınız gibi. Kardeşiniz-akrabanız ya da arkadaşınız gibi.

 

Önce Filistin Kampları’nda sonra Avrupa’da sürgün-mülteci olarak uzun yıllar yaşayan benim gibi. Bizim gibi.

 

Unutmayın işsizliğin, hayat pahalılığının, denizlerin, göllerin, nehirlerin kirliliğinin, kuraklığın, orman talanlarının nedeni – sorumlusu-suçlusu Suriyeliler ya da Afganlar değildir.

Asıl suçlu esas oğlan “yerli ve milli” diye övülen Türkiye kapitalistleridir. onları koruyan kollayan iktidarlardir. Dün, “Türk İslam sentezi”ydi ideolojilerinin özeti, bu gün ise “islam Türk sentezi” oldu.

 

“İyi ama gelen Afganların hepsi genç. Bunlar militan” söylemlerini de bırakın.

Nereden biliyorsunuz?

Afgan diye adlandırılanlar homojen degildir. Gelenler arasında Tacikler, Özbekler, Türkmenler, Beluçler, Kazaklar, Kırgızlar, Nüristaniler var.. Taliban militanlarının zaten gelmesi mümkün degildir. Zira onlarda da “davadan döneni vurun” gibi insanlık dışı bir uygulama mevcuttur.

 

Ve iyi niyetlerinden kuşku duymadığım ama yalan propagandadan ve nefret söylemlerinden etkilenen sosyal demokrat arkadaşlarım, unutmayın Suriye’ye savaş tezkeresine sizin partiniz de evet oyu vermişti. ve emperyalist ülkelerin bir koyar üç alırız hesabıyla Türkiye’nin de desteğiyle başlattığı bu savaş nedeniyle milyonlarca insan ana ata toprağından kaçmak zorunda kaldı. Akdeniz kandenizine döndü.

 

Peki vicdan, insanlık nerede kaldı?

 

Akdeniz’de sadece son beş yılda 14 bin mülteci “umuda yolculukta” boğulup öldü. Çocuklar kadınlar erkekler. 14 bin can. Her birinin sizin gibi bir yakını iyi haberlerini bekleyenler vardı. çoğunun cesedi bile bulunamadı.
Ezidi kadınlara uygulanan insanlık dışı vahşeti ne çabuk unuttuk.

 

Velhasıl bu insanlarla yaşamaya alışmak zorundayız. ama düzenli iskan, uyum, eğitim, entegrasyon gibi konularda iktidarın üzerine düşen görevleri hatırlatarak. AB’den mülteciler için alınan paranın doğru kanallara harcanıp harcanmadığını denetleyerek.

Unutmayın dünyanın hiçbir ülkesinde göçmenlerin, mültecilerin kitlesel olarak (gönüllü ya da gönülsüz) ülkelerine döndüğü, gönderildiği görülmemiştir.

 

Boşuna uğraşmayın.

Boşu boşuna sicilinize ırkçı milliyetçi etiketi yapıştırmayın.

Söz uçar yazı kalır.

 

***

Sonsöz: Peki ne yapılabilir sorusuna da başka bir yazıda yanıt verebilirim. ama yine de benim görüşüme paralel bulduğum Ercüment Akdeniz’in 27 temmuz 2021 tarihli  Evrensel Gazetesinde yayınlanan “Göç politikamız ne olmalı, nasıl uygulayacağız?” başlıklı yazısından alıntı yapayım düşünmeye sevk etmek için:

 

“On yılda birikmiş sorunlar bir günde çözülmez, çözülemez! Aksini iddia edenler ya da iktidara geldiklerinde Suriyelileri bir günde göndereceğini söyleyenler, popülist politikalarıyla sosyal fay hatlarının gerilmesine neden olmaktalar. Bu siyaset anlayışı yerli halkı mültecilere karşı kışkırtmakta, şoven saldırılara davetiye çıkarmaktadır.

Peki, biz sosyalistler ne diyoruz ne yapacağız? Geçiciliği kalıcı hale getiren “Geçici koruma” uygulamasına son vereceğiz. Çünkü Suriye göçünde olduğu gibi 10 yıllık “misafirlik” ya da geçicilik olmaz! On yıl Suriyeliler için mülteciliğe ve kademeli olarak vatandaşlığa geçiş için fazlasıyla yeter süredir.

 

Elbette burada uluslararası hukukta bağıtlanan kriterler referans olacak. Altyapı sağlanmadan, daha önce AKP’nin yaptığı gibi “bir gecede herkesi vatandaşlığa geçirme” vaatleri gerçekçi değildir, kriz tellallığıdır. Örneğin savaş suçlarına bulaşmış kişiler bu kapsamın dışında tutulacak. Suriye, Afganistan yahut geldiği ülkeye dönmek isteyen mülteciler için “güvenli geçiş yolları” açılacak. Antiemperyalizm ve barış temelinde bunun siyasi ayağını öreceğiz. Geri dönüşte mülteciler için teminat ve uluslararası koruma şartı arayacağız. Kimse bu koşullar sağlanmadan ve mülteciler rıza göstermeden deport edilemeyecek.

Kalanlar ve Türkiye’de doğanlar için birarada yaşamın sosyal, kültürel alt yapısını oluşturacağız.”

 

Ercüment Akdeniz’in yazısındaki boşlukları doldurmak da bize kalıyor.

27 / 07 / 2021
adil okay