Çarşamba , 14 Nisan 2021

CHELSEA MANNING UNUTULMAMALI! ERIC LONDON 20 Aralık 2019

17 Aralık Çarşamba günü, ifşaatçı
Chelsea Manning, 32. doğum gününü, bir büyük jüri önünde WikiLeaks’in kurucusu
Julian Assange aleyhine ifade vermeyi reddettiği için dokuz yıldır hapsedildiği
Alexandria, Virginia’daki bir hapishane hücresinde tek başına geçirdi.

Amerikan egemen sınıfı, Manning’i
hapsederek, dünya halklarının emperyalist savaş suçlarını öğrenme ve savaşlara
muhalefet etme hakkı olmadığı biçimindeki diktatörlük ilkesini yerleştirmeye
uğraşıyor. Nihai amaç, geleceğin daha da büyük ölçekli savaşlarına
hazırlanmaktır. Bu nedenle, Manning’i özgürlüğü uğruna mücadele, dünya çapında
milyarlarca insan için kritik önem taşımaktadır.

Manning, yetişkin döneminin büyük
kısmında dünyadaki en güçlü hükümet tarafından zulüm görmüş, takip edilmiş ve
iftiraya uğramıştır. 23 yaşındayken, WikiLeaks’in Irak ve Afganistan’daki ABD
savaş suçlarının yüz binlerce sayfalık kanıtlarını ortaya dökmesine yardımcı
oldu. On yıl sonra, savaşlar şiddetle devam ediyor. Milyonlarca sivil öldürülür
ve on milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kalırken, tüm toplumlar
enkaz haline getirildi.

                                               Chelsea
Manning

Manning’in savaş suçlarını ifşa etmesine
misilleme olarak, Obama yönetimi onu Casusluk Yasası’ndan yedi yıl hapse attı.
Bu yedi yıl boyunca, suçlarını ifşa ettiği askeri gardiyanların elinde işkence
gördü.

Bütün bunlara rağmen Manning asla
pişmanlık dile getirmedi.

Ocak 2017’de, Manning’in hapis cezası
hafifletildi ve o yılın Mayıs ayında, 29 yaşındayken serbest bırakıldı. Ama
sadece bir buçuk yıl sonra, Dışişleri Bakanlığı tarafından mahkemeye çağrıldı
ve Assange aleyhine devlete kanıt sağlamaması halinde yeniden hapse atılmakla
tehdit edildi.

Manning’in mahkeme çağrısına verdiği
yanıt tarihi bir siyasi cesaret örneğiydi.

Mahkeme salonunun dışında, gözaltına
alınmadan önce basına yaptığı açıklamada, “Bu ya da başka herhangi bir büyük
jüri ile işbirliği yapmayacağım,” diyordu. Hükümet onu yasal dokunulmazlık
vererek ikna etmeye çalışınca da fikrini değiştirmedi ve 8 Mart 2019’da
hapishaneye geri gönderildi.

Mayıs ayında, Yargıç Anthony Trenga,
ifade vermeyi reddettiği için Manning’e her gün ağır para cezası verme
tehdidinde bulununca, yargıcın gözünün içine baktı ve onu satın almanın ya da korkutmanın
mümkün olmadığını söyledi: “Bu konudaki görüşümü değiştirmektense açlıktan
ölmeyi tercih ederim. Hükümet, ilkelerimi değiştireceğim düşüncesi kadar kötü
bir hapishane kuramaz, ondan daha kötü bir sistem yaratamaz.”

Yargıç Trenga, bir mafya babası gibi, bu
açıklamaları “talihsiz” diye adlandırdı ve Manning’in hapiste sessiz kaldığı
her gün için 1.000 dolar para cezası getirdi. Manning’in toplam para cezası şu
anda 440.000 dolara ulaşmış durumda.

Manning’in hapsedilmesi, ifade
özgürlüğünü ve Anayasa’nın acımasız ve olağandışı cezalandırmayı yasaklamasını
ihlal eden yasadışı bir uygulamadır.

Büyük jüri, Assange’a yönelik komplonun
parçası olarak kanunsuzca bir araya getirildi. Bu süreçte ABD hükümeti,
Britanya makamlarının WikiLeaks yayıncısına yaptığı işkenceyi yönlendirdi,
Londra’da hapisteyken avukatlarıyla görüşmesini sınırladı ve Britanya’dan
yasadışı iade edilerek ABD’de kovuşturulması için mahrem avukat-müvekkil
görüşmelerini gözetledi.

Bir büyük jürinin görevi görünüşte
suçlamaları belirlemekken, dava konusu olan Assange zaten Casusluk Yasası’nı
ihlal etmekle suçlandığı için, burada büyük jürinin hiçbir yasal amacı söz
konusu olamaz.

Manning’in hapsedilmesinin nihai
amacının herhangi bir yasa ile ilişkisi yoktur. Amaç, çifte yargılama yasağını
ihlal ederek Manning’i 2010’da yaptıkları için tekrar cezalandırmaktır. Trump,
Kasım ayında Manning’i suçlayarak, “devasa miktarda gizli bilgiyi çaldıktan
sonra gitmesine izin vermek” bir hataydı demişti.

Manning’in avukatı Moira Meltzer-Cohen, Dünya
Sosyalist Web Sitesi
’ne şunları açıkladı:

“Hükümet, bu soruşturmanın hedefini
halihazırda etraflıca soruşturmuştur; açıkça görülüyor ki Bayan Manning’in bu
noktada tanıklığına meşru bir ihtiyaçları yok. Her halükarda, kilit altında
tutmak onu işbirliği yapmaya zorlamayacak ve onu müsaade edilemez bir şekilde
cezalandırma işlevi görüyor. Trump’ın ona sövüp saymaya devam etmesi, yalnızca,
onu geçmişte yaptıkları için acı çekerken görme arzusuyla güdülendiği
görünümünü kuvvetlendiriyor.”

Şirket medyasının sessiz kalarak örtbas
ettiği bu yasadışı hapis, tüm siyaset kurumunun dahil olduğu bir komplonun
ürünüdür. Manning’in 2010’da sızdırdıklarının büyük kısmını yayımlamış olan New
York Times
, onun hapse atılması konusunda Mayıs ayından beri hiçbir şey
yazmadı.

Bu operasyondaki en önemli rol,
Demokratik Parti içindeki kendinden menkul “sosyalistler” tarafından
oynanmıştır. Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez, Manning’in hapse
atılması ve Assange’ın zulüm görmesi konusunda sessiz kalıp medya sansürünü pekiştirerek,
bu büyük suçların halkın geniş kesimlerinin dikkatini çekmesini ve kitleler
içinde muhalefete yol açmasını kasten engelliyor.

Sanders, Ekim ayında Intercept’ten
Ryan Grim, Obama ve Trump yönetimlerinin ifşaatçıları kovuşturması hakkındaki
sorusuna yanıt olarak, sadece Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir
Zelenskiy ile telefon görüşmesi hakkında şikayetçi olan CIA “ifşaatçısı”ndan
bahsetti. “Yasa çok açık” diyen Sanders, şunları ekledi: “ifşaatçılar siyasi
süreçte çok önemli bir rol oynuyorlar ve kim olursa olsun, bu ifşaatçının
cesaretini destekliyorum.”

Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri
(DSA) üyesi Alexandria Ocasio-Cortez ise, aynı röportajda, belirli
ifşaatçıların kovuşturulması hakkında “yerli yersiz konuşmak istemiyorum,”
diyordu.

Sanders, Ocasio-Cortez ve
destekleyicileri, siyaset kurumuna yönelik bir muhalefet değil, onun
içindeki
kritik bir unsurdur.

Ölüm kalım meseleleri söz konusudur.
Amerikan egemen sınıfı, şimdiki ve gelecekteki savaşlara karşı çıkanları hukuk
dışı hapsetmeye emsal oluşturmak için, Manning’in hapsedilmesini stratejik bir
gereklilik olarak görmektedir.

Trump’ın, masum sivilleri öldüren ve ölü
bedenlerine saygısızlık eden savaş suçlularını affetmesi de, ABD başkanının,
orduya savaş suçu işlemesi için tam yetki vererek, “savaşçıların tarafını
tutacağına” ilişkin bir mesajdır.

Manning’i ve Assange’ı savunmada
belirleyici toplumsal taban, “terörle mücadele”nin başlamasından sonraki 20
yılda borsa portföyleri şişen “okumuş” üst orta sınıf değil, savaşların bedelini
canlarıyla ve geçim kaynaklarıyla ödeyen işçi sınıfıdır.

2019’da, büyük kısmı işçi, öğrenci ve
genç, on milyonlarca insan, her kıtada sokaklara döküldü. Fransa, Haiti, Irak,
Lübnan, Şili ve Sudan gibi farklı ülkelerde, protestocuların kemer sıkmaya yönelik
muhalefeti, polis-ordu şiddetine ve demokratik haklara yapılan saldırıya
medyanın suç ortaklığına yönelik muhalefetten ayrılmaz hale geldi.

İşçi sınıfının savaşa, baskıya,
toplumsal eşitsizliğe ve onların kaynağı olan kapitalist sisteme karşı kitlesel
mücadelelerinde, Julian Assange’a ve Chelsea Manning’e özgürlük talebinin
acilen yükseltilmesi gerekiyor.