Çarşamba , 8 Aralık 2021

GÜNEY AFRİKA’NIN GENÇ ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISI: STEVE BİKO AV. NAZIM TURAL

Siyahların
‘’Apartheid’’a karşı yürüttükleri tarihi özgürlük mücadelesinde önemli bir yeri
olan, Joan Baez’in adına  beste yaptığı, efsaneleşen
gençlik lideri Steve Biko, siyah gençliğin direniş lideri olarak günümüzde de gençliğin
esin kaynağı olarak anılmakta.

 Güney Afrika’(GA) da, beyaz azınlığın siyasi
iktidarı elinde bulundurduğu, siyahlara oy hakkı tanımadığı, ekonomik, sosyal,
günlük yaşamın hemen her alanının siyah-beyaz ayrımı üzerine oturtulduğu ‘’apartheid”
adı verilen ırkçı yönetime karşı başlatılan siyahların özgürlüğü mücadele
tarihinde özel bir yeri olan gençlik lideri Steve Biko 18 Aralık 1946 günü
dünyaya gelmişti.

Apartheid Dönemi

1930’larda,
Güney Afrika’ya ilk yerleşenlerden Hollanda kökenlilerin oluşturduğu, “Afrikaaner”
olarak anılan, beyazların kendilerine özgü oluşturdukları ırkçı, milliyetçi
ideoloji çerçevesinde kurdukları siyasi yapılanma ‘Apartheid’’ olarak
anılmakta. 1948 seçimleri sonrası ırk ayrımcılığının, siyasal, ekonomik ve
sosyal yaşamın her alanına yerleştiği; siyahları, siyasi haklardan yoksun göçmen
ucuz işçiler olarak gören ırkçı yönetim, siyah-beyaz ayrımını toplum yaşamının
her alanında uygulamaya başladı. 1950 yılında çıkarılan bir yasa; kentlerde
siyah ve beyazların yaşayacakları alanları belirlemesi nedeniyle beyazlara ait
olarak ilan edilen çeşitli bölgelerden binlerce siyah zorunlu olarak göç etmek
zorunda kaldı ve büyük sosyal sorunlar, can ve mal kayıpları yaşadılar. 1953
yılında çıkarılan bir yasa ise, otobüsler, park alanları, tuvaletler gibi
kamusal alanlardaki tesisler siyah ve beyaz olarak ayrılmış, böylelikle, siyah
beyaz ayrımı, sosyal alanlarda günlük yaşamda da görünür hale gelmişti.. (https://www.britannica.com/topic/apartheid)

Diğer
yandan, ırkçı yönetim, çocuk ve gençlerin ırkçı beyaz ideolojinin öngördüğü bir
eğitim sistemiyle yetişmesini Apartheid sistemini yerleştirmede çok önemli bir
araç olarak değerlendirilmekteydi. Nüfusu çok daha fazla olmasına karşın
beyazlara göre çok daha az  bütçe ayrılan
bu eğitim sistemi, siyahlara beyazlarla eşit olamayacaklarını, belli iş
kapasitesinin üzerine çıkamayacaklarını öğretmeyi amaçlamaktaydı. Beyazların
eğitimi, zorunlu ve geniş kapsamlı olduğu halde; az sayıda siyah öğrencilerin
eğitimi büyük ölçüde geri kalmıştı. Yetersiz okul, bina vb. alt yapı eksikleri
yanında, yeterli öğretmen, yeterli eğitim araç ve gereci bulunmamaktaydı.  1961’de, siyah öğretmenlerin sadece % 10’u lise
mezunuydu. 1967 itibariyle, 58 öğrenciye 1 öğretmen düşmekteydi.  (http://ccnmtl.columbia.edu/projects/caseconsortium/casestudies/130/casestudy/www/layout/case_id_130_id_919.html)

Siyahların Mücadelesi                                                                                                                                 1940’larda
daha çok, müzakereler, hukuk yollarıyla hak arama çabası görülürken; GA
Komünist Parti’nin öncülük ettiği, geniş katılımlı boykotlar, protestolar
gündeme geldi.  Apartheid’a karşı
yürütülen mücadelede başı çeken ANC, Afrika Ulusal Kongresi, 1944’te Gençlik
Örgütü’nü kurana kadar geniş bir taban oluşturamamıştı. ANC Gençlik Örgütü’nün;
Anton Lembede, Nelson Mandela, Oliver Tambo ve Walter Sisulu gibi liderlerin
öncülüğünde; kitle protesto ve boykotları, pasif direnişleri içeren bir militan
eylem programı geliştirmeleri mücadelede önemli bir aşamayı oluşturmaktaydı.
1950’lerde ırkçı rejime karşı ülkede mücadele etmekte olan önde gelen
kuruluşların bir araya gelerek bir birlik oluşturmaları,  GA Hükümeti tarafından ‘’vatana ihanet ve
hükümeti yıkma amaçlı bir örgütlenme olarak’’ suçlandı. Ve Birlik Kongresi’nin
başta Nelson Mandela ve arkadaşları olmak üzere 156 üyesinin yargılaması,
1956’dan 1961’e kadar ülkede büyük ilgi ve tepkiler yaratan bir süreç olarak,
siyahların mücadelesinin kitlelerce tartışılmasına neden olmuş, yargılama
sonucu iddialar kanıtlanamadığı için tüm sanıklar beraat etmişti.  Understanding Apartheid, Oxford University Press Southern Afirca, Cape Town
2006, s.61.

21
Mart 1960 günü, Pan-Afrika Kongresi tarafından kimlik kartlarını protesto etmek
için, şiddet içermeyen bir yürüyüş düzenledi. Kalabalık grup Sharpeville’de polis merkezi dışında toplandı, ancak
polisin açtığı ateşle 69 kişi öldü, 180 kişi yaralandı. Sharpeville Katliamı’nın
yurt içi ve yurtdışındaki yankıları büyük oldu. Hükümet tüm bu tepkilere,
olağanüstü hal ilanı, ANC ve PAC’i yasaklayarak yanıt verdi. Hükümetin bu
tutumu, siyahların silahlı direnişinin başlaması yolunu açtı. 1963’te başta
Mandela olmak üzere, ANC lider kadrosunun ömür boyu hapse mahkum olması
siyahların mücadelesine büyük darbe vurdu. (https://www.britannica.com/event/Sharpeville-massacre)

1960’larda polis
şiddeti arttığı bu zamanlarda, kiliseler ve özellikle üniversitelerde ırkçı
yönetime karşı eleştiriler daha çok duyulmaya başladı. Bu dönem aynı zamanda,
ilk okuldan üniversiteye okullarda ırk temelinde bölünmelerin arttığı dönem
oldu. Apartheid eğitim sistemi, siyahların ırkçı rejimin istediği, kendilerini
ikinci sınıf görecek bilinç kazanması temelinde şekillense de, siyah öğrenciler
bir araya gelerek, tartışmalar yapmakta, eğitimi değerlendirmekteydi. Siyah
Bilinç Hareketi üyelerinin uygulanan politikaları ve uygulamaları yorumlamaları
bu gelişmelere çok önemli katkı yapmaktaydı. Gelişmekte olan siyah gençlerin
hareketi, yaşanan korkular nedeniyle, yaşlı nesil tarafından önlenmek istense
de, bu gençler toplumu temelden değiştirmek istemekteydiler. Bunu
gerçekleştirmek için öncelikle siyahları kendilerine güven duyan kişilere
dönüştürmeyi hedefliyorlardı. Diğer bir anlatımla, öncelikle, siyahların
düşünsel anlamda özgürleşmesini, güvenli kişiler olmalarını amaçlamaktaydılar. (https://oxfordre.com/africanhistory/view/10.1093/acrefore/9780190277734.001.0001/acrefore-9780190277734-e-83 )

1970’ler , Steve Biko’nun liderliği – Gençlerin Direnişi

Steve Biko, 18 Aralık 1946’da King
William’s Town, da doğdu.  Lise eğitimi
sonrasında, Natal’da Tıp eğitimine başladı. Burada, farklı Güney Afrika etnik
gruplarını bir araya getirmiş olan Ulusal Güney Afrika Öğrencileri Birliğine
katıldı. Ancak kısa sure sonra, beyazların hakim olduğu bu kuruluşun siyahların
kendilerini geliştirmeleri açısından bir siyah olarak yeterli görmeyerek
ayrıldı. Biko, Güney Afrika’da büyük çoğunluğu oluşturan siyahların kültürünün korunmasının
ve bu kültür etrafında bir yapılanmaya gidilmesinin doğru olduğuna
inanmaktaydı.

Steve Biko, 1968’de GA Siyah Öğrenciler Birliği’nin eş kurucusu, bir yıl
sonra ilk başkanı oldu. Siyah Öğrenciler Birliği, siyahları miras aldıkları
onur sahibi ve değerli gören siyah bilincini tanıtma, geliştirme felsefesi
üzerine kurulmuştu. 1970’lerde Siyah Bilinç Hareketi üniversite kampüslerinden
özellikle tüm GA’da kentlerinde siyahlar arasında
yayıldı. 1972’de Biko, Siyah Bilinç gruplarını bir araya getiren Siyah Halk
Kongresi olarak anılan şemsiye kuruluşun kurucularından biriydi.

Biko’nun
Siyah Bilinç hareketi adını vermesi, siyahların beyazlar karşısında kendilerini
değersiz görme alışkanlığından kurtulmalarını istemesinden kaynaklanmaktaydı.
Biko’ya göre, siyahlar çocukluktan itibaren aldıkları eğitim ve beyazlardan
büyük ölçüde farklı çevrede yaşamaları nedeniyle, kompleks sahibi olmakta,
beyazları önemli ve değerli görürken, kendilerini önemsiz ve değersiz
görmekteydiler.

Siyah
Bilinç hareketi, özellikle gençler üzerinde  güçlü sosyal, kültürel ve siyasi bilinç,
farkındalık, uyanış olarak itici güç ve mücadelede motive edici işlev gördü.
Siyah Bilinç hareketi tüm siyahları kapsayıcı bir örgüt olarak, olumlu kimlik
yansıması ve GA’da ancak, kendi kimlik ve değerleri konusunda bilinç kazanmış,
eylem yeteneği olan siyahların değişim sağlayabileceği bilincini yaymakta,
gençleri cesaretlendirerek,  kendine
güven, siyah bilinci ve kültürünü geliştirmeyi amaçlamaktaydı. (https://oxfordre.com/africanhistory/view/10.1093/acrefore/9780190277734.001.0001/acrefore-9780190277734-e-83)

1960
ortalarında, başlıca siyah mücadele güçleri; ANC, Afrika Ulusal Kongresi; PAK, Pan-Afrika
 Kongresi;
SACP, Güney Afrika Komünist Partisi’nin yasaklanmasını izleyen günlerde, 1970’lerde
Siyah Bilinç Hareketi, GA’da en etkili anti-Apartheid hareketi haline gelmiş,
ülke çapında sarsıcı etkiler yaratmaya başlamıştı.  

Ancak, 1960’larda
Afrika kıtasında bir çok ülke bağımsızlığını kazandığı bu yıllarda, Irkçı
hükümet, siyah özgürlük hareketi üzerinde baskı ve şiddeti arttırmaktaydı. GA
polisi, hukuk dışı yıldırma taktikleriyle, öne çıkan eylemcileri kaçırmakta
veya öldürmekteydi. Bu eylemler, özellikle siyahlar arasında yaydığı korkuyla
özgürlük mücadelesini engellemeyi amaçlamaktaydı.

1976 Soweto Öğrenci Ayaklanması  

1975
yılında hükümetin siyah öğrencilerin derslerinin yaklaşık yarısını, ırkçı beyaz
azınlık dili, Afrikaaner dilinde olmasını isteyen bir düzenlemeye gitmesi,
siyah öğrenciler arasında büyük tepki yarattı, Afrikaaner dilinde eğitim
yapılması ırkçı, baskıcı dilin siyahlar üzerinde üstünlük-denetim kurma
girişimi olarak öğrencilerin tepkilerine neden oldu.

Kararın
iptali için yapılan çeşitli girişimler ve küçük çaplı protestoların sonuç
vermemesi nedeniyle 16 Haziran 1976’da 20.000 kadar öğrencinin katılımı ile
siyahların kötü alt yapı koşulları ve ciddi fakirlik koşulları altında yaşadığı
Soweto’da büyük bir protesto yürüyüşü başlatıldı. Polis kalabalığın üzerine
ateş açtı, birçok öğrenci ve 13 yaşındaki Hector Pieterson öldü. Öğrenciler
buna karşılık şiddetle karşılık verdi, bazı araçlar yakıldı. Öğrenci
ayaklanması tüm ülkede büyük bir heyecan dalgasına neden oldu, birçok yerde
geniş çaplı protesto gösterileri başladı. Soweto ayaklanması polis tarafından
bastırıldı, ancak ırkçılığa karşı siyahların mücadelesinde ülke çapında ivme,
siyahlara yeni bir direniş ruhu kazandırması nedeniyle çok önemli bir dönüşüm
tarihi oldu. Soweto ayaklanması sonrası GA politik iklimi büyük ölçüde değişmiş
oldu. Ülke içinde direniş hareketleri artarken, uluslararası toplumdan gelen
politik baskı da giderek yoğunlaşmaktaydı ve tüm bu gelişmeler ekonomik durumu
da ciddi biçimde etkilemekteydi. GA Hükümeti artık kendisini artan bir tehdit
altında, ekonomik kriz, grevler ve sosyal sorunlarla baş edemez hale gelmişti. (https://www.britannica.com/story/the-soweto-uprising)

Soweto
ayaklanması sırasında Robben Adasında cezaevinde olan Mandela,
otobiyografisinde  öğrenci ayaklanmasına ilişkin
kulaktan kulağa gelen bazı şeyler duyduklarını, bu gençlerle ancak cezaevine
gelmeleriyle tanıştıklarını yazmakta. Bu ayaklanmanın tüm ülke kent ve
kasabalarında ayaklanmalar ve şiddete dönüşen gösterileri tetiklediğini,  özellikle, polis şiddeti nedeniyle ölenlerin
cenazelerinin ANC taraftarlarının da katılımıyla büyük kitle gösterilerine
dönüştüğünü, öğrencilerin tüm ülkede okulları boykot ettiğini ifade etmekte.
Mandela, ayrıca, ayaklanmaya katılan gençlerin önemli kısmının ANC saflarına
katılarak, ANC’nin Tanzanya, Angola ve Mozabik’teki silahlı eğitim
kamplarındaki eğitimlere katıldığını, böylelikle bu direniş ve çatışmalarda yer
almakta olduğunu belirtmekte. Mandela, kendisini bir süre önce ziyaret eden
eşinin, dışarıda yeni nesil gençlerin mücadelenin niteliğini değiştiren farklı
bir direniş dalgasını yükselttiğini söylediğini aktarmakta.  Mandela, bu
gençlerin farklı olduklarını, cezaevinde cesur ve korkusuzca tavır gösteren
atak kişiler olduklarını, cezaevi yönetimiyle uyumlu davranmak yerine çatışmayı
tercih eden kişiler olduklarını, cezaevi düzenini bozduklarını, yönetimin bu
gençlerle baş etmekte zorluk yaşadığını ifade etmekte. Ayrıca, gençlerin Mandela
ve arkadaşlarının cezaevindeki ağır koşullara nasıl katlandıklarına  şaşırdıklarını, bu kuralları olabildiğince zorladıklarını
ve Mandela ve arkadaşlarını da ılımlı kişiler olarak eleştirdiklerini yazmakta.
(1)

Biko,
zaman içinde Apartheid mücadelesinin önde gelen liderlerinden biri olarak,
sadece gençler üzerinde değil, siyahların özgürlük mücadelesi kahramanlarından
biri olarak tüm siyahlar üzerinde etkili olarak bir lider olarak anılmaya
başlandı.

Biko’nun
siyahlar üzerinde artan etkisi, gençler için esin kaynağı olması, eylemlere
öncülük etmesi nedeniyle hükümet tarafından tehlikeli bir aktivist olarak
görüldü ve 1973 yılından itibaren engellenmeye başlandı.  Ardından, Biko,
Siyah Öğrenciler Birliği üyeleri, diğer siyah kuruluşları aktiviteleri,
toplantıları, açıklama yapmaları vb. yasaklandı. İzleyen iki yıl içinde, Biko dört
kez tutuklandı ve yargılanmadan aylarca cezaevinde tutuldu.  18 Ağustos 1977’de Biko ve yakın arkadaşları
yakalanarak Port Elizabeth’de hapsedildi. Biko 18 gün işkence sonrası ölü
bulundu. Siyasiler ve Polis yetkilileri ilk günlerde işkence iddialarını reddettiler
ama,  çok fena dövüldüğü, işkence
edildiği ortaya çıktı. Fakat soruşturmanın üstü kapandı, olaya karışan polislere
ceza verilmedi. Ancak, Apartheid sonrası, 1994 sonrası siyahların iktidarında
geçiş dönemi aracı olarak kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’na 1977’de başvuran
beş eski polis, Biko’yu öldürdüklerini itiraf ederek affedilmelerini
istedilerse de bu talepleri kabul edilmedi. (https://www.britannica.com/biography/Steve-Biko#ref211476)

  • Nelson Mandela, Autobiography, Long Walk to Freedom.
    Little, Brown and Company, NewYork, 1995, 484-485