Perşembe , 23 Kasım 2017

Dijital Çağda Özgürlük Yanılgısı – MARK LEONARD

 

Gelecek yıllarda baş gösterecek en büyük tehlike, teknolojinin özgür ve otoriter toplumları gittikçe artan oranda karşı karşıya bırakacağı tehlike değil. George Orwell ve Aldous  Huxley kitaplarında tasvir edilen distopya görüntülerinin özgür ve de otoriter toplumlarda  daha belirgin hale gelecek olması tehlikesi.

Birkaç haftadan beri küresel düzeyde medya yayın programlarında ileri teknolojinin siyaset alanında nasıl da tahribata neden olduğuna dair hikâyeler sunmaktan doyuma ulaşılmış durumda. Çin gibi otokratik yönetimlerde halk nezdinde yaşanan korku hali Goerge Orwell’in 1984 başlıklı kitabında sunulduğu gibi ultra düzeyde yetkilendirilmiş Big Brother devletlerin korkusudur. Birleşik Devletler gibi demokrasilerde halkın duyduğu endişe, teknoloji devi şirketlerin yaygın dezenformasyon yayınlarıyla sağladıkları kolaylık ve ideolojik “filtre baloncukları” yaratılmasıyla Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya (Brave New World) adlı eserinde anlatılan düzene benzeyen bir dünya düzenin kurulmasıyla politik ve sosyal kutuplaştırmayı artırmaya devam edilmesi yönündedir.

Yeni teknoloji hizmetleri diğer yandan demokrasi ve diktatörlük rejimleri arasında bir yakınlaşma sağlayarak, iki sistem arasında distopya vizyonunu imkânsız hale de getirebilir. Ancak, bu durumda, korkulacak hiç bir şeyin olmadığı anlamına gelmez.

Çin Komünist Partisi 19.Ulusal Kongresi gündemi Başkan Xi Jinping’in güç pekiştirmesi üzerine (consolidation of power) odaklandı. Gözlemciler 1.4 milyar Çin vatandaşına özgürlük getireceği beklenen yeni teknolojinin Başkan Jinping’in otoritesini daha da pekiştirmesine neden olan diktatörlük yönetimi kurmasına yol açacağı konusunda uyarılarda bulunmuşlardı.

Internet hizmetiyle Çin yönetimine sıradan Çinlilerin ihtiyaçları, duyguları ve talepleri hakkında son derece ayrıntılı istihbarat sağlanırken, aynı zamanda, Çin liderliğine yaygın halk katmanları arasında yaşanan hoşnutsuzluk konusundan önceden bilgi verilmiş oluyor. Bir Başka deyişle, ülkede istikrarı sağlamak üzere, eskiden olduğu gibi, kaba kuvvet kullanmak yerine Büyük Verilerden (Big Data) faydalanılıyor.

Hükümetin ileri teknoloji sayesinde halkın davranışları konusunda elde ettiği istihbarat/bilgi gerçekten de büyük boyutlarda. 170 milyondan fazla kişinin yüzünü tanıma araçları, gözetleme kamaraları v.s. ile vatandaşın atacağı her bir adımını izleyebiliyor. Büyük gelişme kaydeden yapay-zekâ teknolojisiyle güçlendirilen güvenlik sistemi ceza infaz şüphelilerini bir göl kenarında gezinirken algılayabilir veya bir sokak satıcısından köfte alırken görebilir ve hemen polise uyarı gönderebilir. Veri gözetim kameraları vatandaşların tüketim davranışları, kredi kullanma itibarı ve genel güvenirlik konusunda derlediği kalın dosyaları Çin “Sosyal Kredi” veri bankalarına aktarır. Çin Komünist Partisi, parti üyeleri ile iletişim kurmak üzere düzinelerce uygulama geliştirerek, kendi iç düzeni yönetmek için de ileri teknoloji kullanır. Çin yönetimi, iç düzeni sağlarken, teknolojinin güçlendirici özelliklerinden bazılarını engelliyor: Teknoloji şirketleri sunucularını Çin’de olmaya zorlayarak etkili bir “iç sansür” uyguluyor.

İleri teknolojinin Amerikan siyaseti üzerindeki etkisi daha da belirgin hale geldi. Ancak, Amerika’da bu konu devlet açısından değil de pazar açısında analiz edildi. Geçen yıl yapılan başkanlık seçimlerinin oluşum seyri sırasında en dikkat çekici hikâyeler arasında “sahte haberlerin” (fake news) oynadığı rol oldu. Facebook şirketi 126 milyon Amerikalının sahte haberlere maruz kalmış olabileceğini kabul etti.

Daha yakınlarda, Rusya’nın, Başkan Donald Trump’ın 2016 seçim kampanyası sırasında gelişmelere müdahale edip etmediğine dair soruşturma başlatan Özel Savcı Robert Mueller kampanya sürecinden önceki icraatlarında, “ABD Devletine karşı komplo” düzenlemek de dâhil olmak üzere, kampanya sorumlusu Paul Manafort 12 konuda dava açtı. Trump Kampanyası Dış politika Danışmanı George Papadopoulus kampanya sürecinde Rusya yönetiminden birileriyle yakın temasta olup olmama konusunda FBI’ye yalan beyan vermekten dolayı hakkında soruşturma açıldı.

Toplumda bomba etkisi yaratan bu gelişmelerin ötesinde, teknoloji devi şirketlerin vatandaş hakkında aldıkları bilgileri/enformasyonu kontrol etme kabiliyeti ile ilgili daha büyük bir kaygı yaşanıyor. Teknoloji şirketlerinin elinde bulunan ve dünyayı nasıl algıladığımızı belirlemeye yarayan algoritmalarla,  filozofların özgür irade temel boyutu olarak algıladıkları konu, insanların bilinçli karar alabilmesi gittikçe daha da zorlaşıyor.

Bazı ülkelerin GSMH’dan daha fazla ekonomik değeri olan büyük teknoloji şirketleri, toplumun sosyal refahını değil, bir yerlerde alınmış kararları maksimize etmeye çalışıyorlar. İlginin (attention) en değerli emtia olarak paranın yerini aldığı bir zamanda belirli bir amaçla alınmış kararların etkisi çok daha kapsamlı oluyor. Akademik konulara yönelen, Google mühendislerinden James Williams dijital çağın dikkatimizi çekici bir rekabet ortamı yaratığını düşünüyor. Teknoloji şirketlerden az bir kesiminin, Ronald Reagan televizyona için ne idiyse, Internet için aynı durumda olan Donald Trump’tan daha fazla fayda sağladığını savunuyor.

Teknolojinin siyaset üzerindeki etkisi nispetten rejimin hangi türden olacağından bağımsızdır. Teknoloji, açık veya kapalı toplumlar arasındaki planlı ekonomi ile serbest piyasa ekonomileri arasındaki teselli edici ayırımı bulanıklaştırarak, en nihayetinde, her iki ekonomik düzenin kendi ideal formunda varlıklarını sürdürmeyi imkânsız hale getirmekte. Bilgisayar uzmanı, Merkez İstihbarat Teşkilatı ve Ulusal Güvenlik Dairesi eski çalışanı Edward Snowden ABD Ulusal Güvenlik İdaresinin yaptığı gözetim faaliyetlerini ifşa ederken, devletin her şeyden haberdar olma isteği yalnızca Çin yönetimi ile sınırlı olmadığı açıkta ifade edilmiş oldu. Aksine, devletin vatandaş hareketleri hakkındaki bilgileri kontrol etme isteği ABD Ulusal Güvenlik Merkezi ana faaliyetini oluşturmakta.

Çin’de yönetimin bu tarzda işleri tersi yönde gelişme kaydediyor. Çin yönetimi, her şeyden emin olmak amacıyla, kurumsal kararlar almada doğrudan rol almak ve elde edilmiş verilere erişim sağlamak üzere büyük teknoloji şirketlerine baskı uyguluyor. Bununla birlikte, bireylerin İnternet’e erişimi hem Çin politikası ve hem de Çin ekonomisinin doğasında değişiklik olmasına yol açarak, hem izlenen politikayı ve hem de uygulanan ekonomiyi tüketici ihtiyaçlarına cevap vermek üzere daha duyarlı hale getiriyor.

Örnek vermek gerekirse; Baidu arama motoru için çalışan bir arkadaşım şirketin sansür uygulama faaliyetiyle, insanların sansüre uğramış programları tercih etmeye nasıl yöneldiklerini teste ederek tüketici deneyimini nasıl geliştirmeye çalıştıklarını açıklamıştı. Teknoloji devi Alibaba şirketi elemanı Jack Ma, Çin yönetimi, devlet müdahalesini tasarlamak üzere, serbest piyasa ekonomilerini istenilen yönde daha iyi bir performans göstermelerini sağlamak amacıyla, Büyük Verileri (Big Data) kullanabileceğini ve önümüzdeki yıllarda “planlı ekonomilerin daha da büyüyebileceğini” düşünüyor.

Dijital çağda insanlığın önünde duran büyük tehlike, gelişmiş teknolojinin özgür ve otoriter toplumları birbirleriyle karşı karşıya getirmesi değil, en büyük tehlike, Gerorge Orwel ve Aldous Huxley kitaplarında anlatılan distopya görüntülerinin hem özgür ve hem otoriter toplumlarda daha belirgin hale gelmesi olacak. Hem Orwell ve hem de Huxley’in duydukları en büyük endişe, her iki sistemde de ortaya çıkacak, ancak, farklı türde distopyaların yaratılacak olmasıdır. Vatandaşlar,  büyük arzulardan birçoğunun karşılandığı sanısıyla özgürlük ve yetki sahibi olma yanılgısını (illusion) yaşayacaklar. Oysa gerçek hayatları, kullandıkları bilgiler ve yaptıkları her bir tercih yönetici seçkin tabaka ve hesap vermeyen kurumsal platformlar tarafından kontrol edilen algoritmalarla belirlenecek.

 

Distopya, (ütopya karşıtı) çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum; otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzeri bir başka baskıcı sistemle yönetilmesi karakterize edilir.

Algoritma, belli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanan yol…..

 

Kaynak:https://www.project-syndicate.org/cosmentary/technology-big-data-dystopia-by-mark-leonard – 2017-11

 

Çeviren: Nizamettin Karabenk