Pazar , 27 Kasım 2022

Dil Kavşaklarında Kalıp Sözler – Güngör Şenkal

 

[email protected]

1. Kalıplaşmış Dil Birimleri

İnsan ilişkilerinde belirli durumlarda söylenen değişmeyen sözler vardır. Bunlar dilin gelişme sürecinde aynı durumlarda tekrarlanan sözler olduğundan, değişmeyen bir yapıya dönüşmüştür. Kalıplaşma dediğimiz bu değişmeme durumu hem konuşucu hem de dinleyici açısından kolaylıklar sağlar; karşılaşılan değişik durumlarda söylenmesi gereken sözleri hazır olarak sunar. Kalıplaşmış dil birimlerinin genel işlevi, bildirişim sırasında dilsel üretim ve anlamlandırma sürecini kolaylaştırmasıdır.

 

Kalıplaşmış dil birimleri, ʹher zaman belirli bir biçimde kullanılan atasözleri, deyimler, ikilemeler ve kalıp sözlerden oluşan kalıplaşmış ögelerʹ olarak tanımlanır (Gökdayı 2008). Bu tanımlama, Aksan’ın ʹsöz varlığıʹ başlığı altında verdiği ʹkalıplaşmış sözlerʹ tanımından daha işlevseldir. Yine Aksan’ın, sözü edilen yerde, ʹSözvarlığı içindeki kalıplaşmış sözler, çoğunlukla belli bir kişiye ya da bir olaya dayanan, çoğu kez ünlü kişilerin, sanatçıların bir olay dolayısıyla söyledikleri, dilde yerleşen ve çeşitli dillere çevrilerek genelleşen sözlerdir. Bunlar belli durumlarda, önceleri geçmiş bir olayı anımsatarak anlatımı güçlendirmek için kullanılır (Aksan 1998: 37, 3. Cilt)ʹ açıklamasının kapsamı, yukarıdaki tanıma göre çok daha dardır.

 

Konuşucu, kullanım sıklığından dolayı bu kalıpları, üzerinde fazla düşünmeden kolayca söyleyebildiği gibi, dinleyici de kolayca anlayabilmektedir. Gökdayı, kalıplaşmış dil birimlerinin yapısal özelliklerini, ʹ1- Kalıplaşmış olarak bulunma, 2- Çoğunlukla tümce veya sözcük öbeği dizilişiyle görünme, 3- Belirli tümce ve sözcük öbeği türlerinde yer alma ve 4- Az sayıda sözcükten oluşmaʹ biçiminde tanımlamıştır (Gökdayı agy.).

 

Kalıplaşmış sözleri, diğer söz gruplarından ayırabilmek için bunları yapı, işlev, anlam, bağlam özellikleri bakımından incelemek gerekir. ʹYalnız, bazı kalıplaşmış birimlerin yapıları tamamen donmuş ve hiçbir şekilde değiştirilemeyecekken, bazılarında konuşana, zamana ve dinleyene bağlı olarak ekleme ve değiştirmelere izin verildiği görülmektedirʹ (Gökdayı agy.). Deyimler, ikilemeler ve kalıp sözlerin bir kısmı bunlardan ayrılır; konuşana ve dinleyene göre biçim alabilir.

 

  1. Kalıp Sözler

 

Kalıp sözler, atasözleri, deyimler ve ikilemeler gibi kalıplaşmış söz birimlerindendir ve kalıplaşmış söz birimlerinin tanımıyla benzerlik gösterir. Tek sözcükten oluşan kalıp sözler olduğu halde tek sözcükten oluşan, atasözü, deyim ya da ikileme yoktur; bunlar tümce ve söz öbeği biçiminde kalıplaşmışlardır.

 

Gökdayı, kalıp sözleri şöyle gruplandırmaktadır: ʹKalıp sözlerin anlamlarına bakıldığında, iletmek istediklerinin belirli kavramsal gruplarda toplanabildiği görülmektedir. Bu gruplar şunlardır: Hayırdua ve iyi dilek, beddua ve küfür, duygusal tepki, selamlaşma, ayrılık, batıl inanç, istek, konuşan veya dinleyeni yüceltme, istenileni kabul veya ret, eleştiri veya tehdit, genel bir davranış veya düşünce, töre ve gelenek, dini inanç, sorucevap, özür dileme, ödüllendirme, teşekkürʹ (Gökdayı agy.).

 

Belirli kalıp sözler ancak belirli durumlarda söylenebilir. Bu sözler önceden kalıplaştıkları için, konuşma sırasında yeniden üretilmeleri gerekmez. Kalıp sözlerin kullanıldığı durumlar sınırlıdır ve mecaz anlamları söz konusu olmadığı sürece belirli bir zaman diliminde kullanılırlar. Örneğin; ʹgünaydınʹ sözcüğü sabahları söylenir. Bu durum, ʹiyi sabahlarʹ anlamında bir selamlaşma olan Al. Guten Morgen ile İng. good morning için de aynıdır.

 

Kalıp sözler için söylenen, söz ve söz öbeklerinin en az bir anlamı olduğu ve bu anlamlarıyla kalıplaşmış olma durumları, kalıp sözlerden olan selamlaşma sözleri için de geçerlidir. Ancak bunların bir çoğunun anlamı unutulmuştur ve gerçek anlamı üzerinde düşünülmeden kullanılırlar. Bunların kullanımı daha çok sosyokültürel alışkanlığa bağlıdır. Kişiler, karşılaşma ve vedalaşmada kullanılan sözcüklerin anlamı üzerine düşünmez, yalnızca bu durumlarda kullanıldığı için kullanır.

 

  1. Beden Dili

 

Beden dili; vücudun duruşu (fiziksel duruş), jest, mimik ve göz hareketleri gibi sözel olmayan bildirişim biçimlerinin genel adıdır.

 

Beden dili hemen her zaman  konuşmaya eşlik eder. Bildirişim sırasında sözcüklerin %10, ses tonunun %30, beden dilinin ise %60 rolü vardır. Bu sayılar bize aynı zamanda, insanın evrimsel sürecinde konuşma dediğimiz sözel (dilsel) bildirişimin ne kadar geç oluştuğunu göstermektedir. İnsanın konuşma öncesi döneminin en önemli bildirişim aracı olan beden dilinin hâlâ bu ölçüde kullanılıyor olması evrimsel sürece koşutluk arz eder. Söz öncesi dönemin belirleyici bildirişim biçimi olan beden dili, ya sözel bildirişimin yanı sıra ya da sözel bildirişimin yerine bugün de kullanılmaktadır (Huber 2008: 42) Ayrıca Huber, beden dilini öğrenmenin gerekliliğini de şu sözlerle ifade etmektedir: ʹBunlar, sözel dildeki sözcükler gibidir, dilden dile farklılıklar gösterirler ve dil öğrenilirken bunları da öğrenmek gerekirʹ (Huber 2008: 43).

 

Beden diline örnek olarak, gözleri yummayı, tam açmayı ya da bir yana kaydırmayı, bazı ağız ve dudak hareketlerini, konuşmaya öncelikle eşlik eden yüz anlatımını; el, kol ve başla yapılan hareketleri, düşünebiliriz. Trabant’ın anlatımıyla; ʹAlnımızı buruşturur, kaşlarımızı yukarı kaldırır, gözlerimizi kırparız (kıpırdatma/kısma), dudaklarımızı büzeriz (Trabant 2009: 34)

 

  1. Selamlaşma ve Beden Dili

 

En önemli sosyal davranışlarımızdan biri olan selamlaşma, kişiler arası bildirişimin başlangıcıdır. Selamlaşma/vedalaşma sözleri, insanların genellikle karşılıklı olarak birbirinin iyiliğini istediği dileklerle bezeli sözlerdir: ʹDünya üzerindeki tüm kültürlerde selamlaşmanın şekli değişiyor olsa da selamlaşmadaki asıl amaç muhataba kendisi için zararsız ve tehlikesiz olunduğunu bildirmektir. Yani insanlar arasında bir nevi barış ifadesinin karşılığıdırʹ (Kalkan 2012).

 

Selamlaşma sözleri, bildirişimin başlaması için gerekli/önemli kalıp sözlerdir. Karşılaşmada bildirişimin başlayıp diyaloğa dönüşmesinin kapısını açtığı gibi, bazı durumlarda sadece selamlaşma düzeyinde de kalabilir. Diyaloğa dönüştüğü durumlarda, diyalog vedalaşma sözleriyle son bulur. Hal hatır sormada kullanılan belirli soru kalıpları (naber, nasılsın vb.) bazı durumlarda selam işlevi görse de, bunların selamlaşmada kullanılmaları ikincildir.

 

Selamlaşmayı sözel ve fiili olarak iki kısma ayırabiliriz. Fiili selamlaşma; tokalaşma (kökende, genelde silah tutan sağ ellerin, silahsız olduğunu, yani birbirlerini düşman görmediklerinin timsali olarak karşılıklı sıkılması), kucaklaşma, tokalaşma ve yanaklardan (iki ya da üç kez) öpme, başın öne eğilmesi, öne doğru eğilme, bir (genellikle sağ) eli başa ya da göğse getirme, iki eli göğüste bağlama; bazı toplumlarda da dil çıkarma, burun değdirme biçiminde olabilir. Sözel selamlaşmaya fiili selamlaşmanın (beden dili) eşlik etmesi hemen her zaman görülebilen bir durumdur.

 

Kalkan, selamlaşmayı etkileyen faktörleri; dini inançlar, cinsiyet farklılığı, yaş, zaman, mekân, eğitim düzeyi, meslek, iletişimin amacı gibi alt başlıklara ayırarak incelemiştir (Kalkan 2012).

 

Dinlerin toplum yaşantısındaki rolünün güçlendiği ve hatta topluma hakim olduğu toplumsal dönemlerden bu yana, selamlaşma sözcükleri dinsel içerikler de edinmiştir. Günümüz toplumlarında bu tür sözcüklerin taşıdığı dinsel içerikler/anlamlar unutulmaya yüz tutmuştur.

 

Selamlaşma sözcükleri genelde barış, huzur, sağlık ve bunlara yakın anlamlar içerse de, özellikle dinlerde anılan barış ve huzur, genellikle o dinsel topluluk için ve kısmen geçerlidir; dini topluluk (cemaat) dışında kalanlar için bu ancak belirli şartların yerine getirilmesi koşuluyla söz konusu olabilir.

 

Selamlaşma sözlerinden bazıları bildirişimin başlangıcında kullanıldığı gibi, bildirişimin sonlanması (vedalaşma) anında da kullanılabilir. ʹİyiʹ (ya da Arapça ʹhayırlıʹ) ile başlayan selamlama sözleri buna örnek gösterilebilir: İyi sabahlar, iyi günler, iyi akşamlar, iyi geceler…

 

  1. Türkçede Bazı Selamlaşma Sözleri

 

Arapçadan gelen selam sözcüğünün TDK’ya göre tanımı şöyledir: ʹBir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde ya da yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle ya da işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme.ʹ Bu durumda selamlamak eylemi de tanımda belirtilen durumlarda selam vermek/esenlemek (Al. begrüßen, İng. to greet)’tir. Yine tanıma göre, vedalaşma sözleri selamlaşma sözleridir. Sözcüğün, bunun yanında, ʹsağ ve salim olma, selamet, barışʹ gibi anlamları da vardır (Nişanyan 2002).

 

Türkçede sabah karşılaşmalarında en sık kullanılan selamlama sözleri ʹgünaydın’, ʹhayırlı sabahlarʹ ve ʹiyi günlerʹdir; günümüzde daha az kullanılan ʹsabah şerifleriniz hayrolsunʹ gibi kalıplar da vardır. Karşılaşmada en sık kullandığımız merhaba sözü Arapça olup, ferahlıkla anlamını taşır. Sözcük, ʹbolluk, rahatlık, ve âfiyet temennisi içeren bir selamlaşma sözüʹ biçiminde de tanımlanmaktadır (İslam Ansiklopedisi).

 

Arapça konuşulan bölgelerde ve Arapça sözcüklerin din etkisiyle yayıldığı coğrafyalarda görgü kuralı gereği verilen selamın (merhaba) yanı sıra, Tanrı adına verilen selam /selamün aleyküm de mevcuttur. Keskin, ʹSelam şeklindeki kısa ifadeyi ise, Arapça kaynaklı selamünaleyküm ifadesinin Batı dillerinden kaynaklı, özellikle İngilizce hi, hello sözcüklerinin senteziyle şekillenen melez bir ifade olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktırʹ diyor (Keskin 2017). Ancak İslam Ansiklopedisi’nde, Müslümanlar arasında dini selamlaşmanın Hicret’ten sonra başlamış olduğu ve İslam Peygamberinin ağzından es-selâm sözüyle selamlaşıldığı yazılıdır. Keskin’in, Kur’an’da (Ateş 1980) da bazı yerlerde (örneğin En’âm:127, Vâkı’a:26) selam olarak geçen sözcük için söylediklerine katılamayacağız. Ayrıca Es-Selâm sözcüğü, Tanrı’nın 99 adı (Esma-ül Hüsna) olarak bilinen adlarından da biridir.

 

Bu gibi dini ve din dışı selamlaşma/vedalaşma sözlerini başka dillerde de görmekteyiz. Örneğin Farsçada din dışı veda selamı bedurud iken, dini selam hoda hafez (Tanrı korusun ve aynı zamanda güle güle, görüşmek üzere)’dir.

 

  1. Diğer Dillerde Selamlaşma Örnekleri

 

Günümüz toplumlarında dini ve din dışı selamlaşma/vedalaşma sözcükleri yan yana yaşamaktadır. Bunların önceliği, ʹselamlaşmayı etkileyen faktörlerʹ çerçevesinde kişiden kişiye değişmektedir.

 

Kalıp sözlerden birçoğunun gerçek anlamının unutulduğundan söz etmiştik.

Tietze’de çav selam sözcüğünün 3. karşılığında, ʹayrılırken kullanılan selâmʹ  olduğu, İtalyancanın Venedik diyalektindeki ciao sözcüğünden geldiği, ʹbilhassa İtalya ve İsviçre’deʹ kullanıldığı; oraya İtalyanca  schiavo, oraya da Latince köle anlamındaki sclavus sözcüğünden geçtiği yazılıdır. ʹʹSelâmın mânası ʹKölenizm!ʹ. Karşılaştırınız, Avusturya ve Macaristan ve belki eski Avusturya-Macaristan’ın başka bölgeleri’nde de bugün dahi çok kullanılan servus! selamı < Latince servus ‘köle’ʹʹ (Tietze 2008). Klugeʹde, karşılaşma selamı servus sözcüğünün hizmetkâr (hizmetçi olarak çevrilebilecek olan Al. Diener sözcüğü aynı zamanda kul, köle anlamına da gelmektedir) ve köle yerine kullanıldığı ve sözcüğün asıl anlamının ʹsenin hizmetkârınımʹ anlamına geldiği yazılıdır (Kluge 2002). Bizim tercihimiz Tietze doğrultusundadır. (Çağımızda, Batı toplumlarında hiç kimse bir diğerine anlamını bilerek senin hizmetçin ya da kölen olayım demez.)

 

Traband, tamamen anlamsız gibi görünen Tschüß! (sesletimi çüs) vedalaşma sözcüğünde bir parça dünya ya da Tanrı bulunduğunu; bunun Adieu! sözcüğünün bozulmuş formu olduğunu ve Tanrı’ya! (à Dieu / zu Gott!) anlamına geldiğini söylemektedir (Traband 2009: 25). Kluge’de sözcük (Tschüß!) Fr. Adieu ‹Tanrıʹya/Tanrı adına (zu Gott) ve Tanrı yanında olsun (Gott befohlen)› anlamındadır; diğer bir varyant ise Valonca (Al. Wallonisch) adjuusʹtan gelen (İsp. adiós) adjüs, adjes, tjüs, tschüs (Kluge 2002: 17).

 

Almanca konuşulan topluluklarda servus ve hallo (informal/samimi) daha çok gençler arasında kullanılırken, dindar kesimlerle yaşlı kesimler karşılaşmada, bazen de ayrılırken söylenen Grüss Gott! (Tanrı seni kutsasın manasına) selamını tercih ederler.

 

Hindistan’da yaygın olarak kullanılan Namaste, eğilme ve sana sözcüklerinin birleşimidir.  Merhaba ya da hoşça kal anlamlarında kullanılsa da, Hindu inancında kişilerin içinde taşıdığı ilahi özlerin karşılıklı olarak birbirleri önünde saygıyla eğilmeleridir. Sözcük için yazılan ʹiçimdeki tanrı içindeki tanrıyı selamlıyorʹ ifadesi bu anlamda doğrudur. Sözcüğün açıklaması Kalkanʹda şöyledir: ʹHindu geleneğinde iki avuç göğüs hizasında birleştirilerek baş hafifçe öne eğilir ve ‘namaskar’ veya ‘namaste’ denilerek selam verilir. Hinduizm’de Tanrı Brahman’ın insanların göğsünde ve başında bulunduğuna inanıldığından bu hareketle: ‘Ben senin içindeki Tanrı’ya boyun eğiyorum, Seni seviyor ve sana saygı duyuyorum.’ demek istenir. Bu selam esnasında bazen tanrıların isimleri de anılarak ‘Jay Şiv şankar’ (Tanrı Şiva adına) ‘Radhe Şyam’ (Tanrı Krişna adına) denilirʹ (Kalkan 2012).

 

Bazı dillerden selamlaşma örnekleri: Hint-Avrupa (HAvr) dillerinden kendine has özellikleri olan Yunancada kaliméra (günaydın / iyi günler), kalispéra (iyi akşamlar), kaliníchta (iyi geceler). HAvr/Cermen dillerinden Almancada Guten Morgen (günaydın / iyi sabahlar), Guten Tag (iyi günler), Guten Abend (iyi akşamlar), Gute Nacht (iyi geceler); Yine bir HAvr/Cermen dili olan İngilizcede good morning (günaydın), good  afternoon (tünaydın), good evening (iyi akşamlar), good night (iyi geceler). Bir HAvr/Roman dili olan İspanyolcada buenos dias (günaydın), buenas tardes (tünaydın / iyi akşamlar), buenas noches (iyi geceler), hasta la vista (hoşça kal); Sami dillerden Arapçada sabahu alhayr (günaydın), masau hayr (iyi akşamlar), tusbehuna ala hayr (iyi geceler); HAvr/İrani dillerden Kürtçede beyanîbaş (günaydın), sibeyê te bi xêr (hayırlı sabahlar), rojbaş (günaydın, iyi günler), navroj bi xer (tünaydın), êvarbaş (iyi akşamlar), şevbaş (iyi geceler).

 

  1. Dil Kavşakları

 

Ayrı diller konuşan toplulukların tarihsel yaşam alanlarının periferilerindeki durum ile ekonomik-siyasi göçler neticesinde yan yana ve/veya iç içe bulunmalarını ʹdil kavşağıʹ olarak adlandırdık. Aynı siyasi coğrafya içinde birçok dilin kesiştiği bölgelerde hemen her zaman resmi dilin selamlaşma/vedalaşma kalıp sözleri kullanılır. Bunun birden fazla nedeni/belirleyeni vardır. İki tanesini öne çıkaracak olursak: Birincisi: Resmi dil genellikle bir siyasi coğrafyanın ortak dili haline gelir/getirilir. Birden fazla dilin konuşulduğu bölgelerde resmi dil genellikle ve kendiliğinden ortak dil özelliği göstermektedir. Farklı diller konuşan topluluklar dil kavşaklarında herkesin anladığı veya anladığı ön kabulüyle ortak dilin selamlaşma/vedalaşma kalıplarını tercih eder. Farklı diller konuşan onlarca topluluğun bir arada yaşadığı metropoller bu durumun en çarpıcı örnekleridir. İkincisi: Tek dil dayatmasının olduğu siyasi coğrafyalarda dilsel gruplar kendilerini gizlemek için kamusal alanda resmi dilin kalıplarını kullanır (veya kendilerini kullanmak zorunda hisseder). Bunun uzun vadede sonucu, dildeki selamlaşma/vedalaşma kalıplarının unutulmaya yüz tutması, bunların yerini resmi/ortak dildeki kalıpların alması biçimindedir. Türkiye farklı dillere ve bu dillerin kesiştiği birçok bölgeye ev sahipliği yapmaktadır. Buna karşın, resmi dilin (Türkçe) dışındaki dillerin ne resmi dilden hangi ölçüde etkilendiği ne de birbirlerini nasıl etkiledikleri üzerine yeterli çalışma yapılmıştır. Bu bölgeler, araştırma yapmaya aday dilcileri beklemektedir.

 

Örnek olarak alacağımız Artvin / Hopa’da resmi dilin yanında Gürcüce, Lazca ve Hemşince (Batı Ermenicesi/Hemşin diyalekti) konuşulmaktadır. Daha iyi anlaşılması için burada selamlaşma kalıplarına nezaket kalıp sözlerinden de ekleyeceğiz. Söz konusu olan dillerin selamlaşma/nezaket kalıplarının geniş yelpazesinden sınırlı bir kısmını burada okurla paylaşacağız: Gürcüce gamarjoba (merhaba, selam), dila mshvidobisa (günaydın), shuadghe mshvidobisa (tünaydın), saghamo mshvidobisa (iyi akşamlar), ghame mshvidobisa (iyi geceler), gaimeore/getakva (lütfen), ketili ikos tqveni mobrdzaneba (hoş geldiniz, gelişiniz hayırlara vesile olsun), nakhvamdis (hoşça kal), gmadlobt/madloba (teşekkür ederim); Lazca ǩai dğalepe (iyi günler), ǩaobate/ǩaite (merhaba) ǩaite (selam, güle güle), ǩai ç̌umanepe (günaydın), ǩai lumcepe (iyi akşamlar), ǩai serepe (iyi geceler), vižiraten (görüşürüz), vižirat (görüşmek üzere), ǩaite/xoşi moxtit (hoş geldiniz), xelinobate (memnuniyetle), mardi (teşekkür ederim), mu iven (lütfen), mutu var (rica ederim); Hemşince heru (merhaba –uzaktakine-), modik (merhaba –yakındakilere-) [Hemşince sözlü ve yazılı kaynaklarda selamlaşma kalıp sözlerinin çoğunu bulmak mümkün olmadığından Ermenicelerini yazmayı uygun gördük: parev (merhaba), pari luys (günaydın), pari or (iyi günler) pari yerego (iyi akşamlar), pari kişer (iyi geceler), mınas parov (hoşça kal), yertak parov (güle güle), tsıdesutyun (görüşürüz), mınak parov (Allahaısmarladık), şınorhagal em (teşekkür ederim), şınorhagalutyun (teşekkürler), abrik (sağolun), neroğutyun gı khıntırem (özür dilerim), neretsek (pardon)]vb.

 

Okullaşmanın (dolayısıyla resmi dilin) hızla yaygınlaştığı, resmi dille yayın yapan radyo-televizyon gibi teknolojik araçların kişilerin günlük yaşantısını sarmaladığı yakın dönemde, dilsel gelişmeler resmi dilin dışındaki dillerin aleyhine çok hızlı olmaktadır. Tek/resmi dil dayatması olan siyasi coğrafyalarda dilin aynı zamanda önemli bir asimilasyon aracı olarak kullanıldığı göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Bunların ve zamanın etkisiyle sözü edilen olumsuzlukların uzun zaman diliminde dillere yaptığı olumsuz etki neticesinde kalıp sözlerden bazılarının kullanılmıyor ya da tamamen unutulmuş olması, bunların dilde olmadığı anlamına gelmez: Değişik nedenlerle kullanılmayan sözcüklerin zamanla tamamen unutulmuş olması anlamına gelir. Dilsel yasaklar nedeniyle yazısı kullanıl(a)mayan dillerde selamlaşma/nezaket kalıp sözlerinin izini geriye, en son kullanıldıkları zamana doğru, yazılı materyaller üzerinden sürme olanağımız da bulunmamaktadır.

 

Özetle söyleyecek olursak; diler üzerindeki baskılar kalktığı zaman, resmi dil baskısıyla diğer dillerde oluşan sözcük ölümleri de son bulacak ve diller doğal gelişim seyirlerine geri dönebilecektir.

 

 

 

Kaynaklar:

  • Andreas Tietze, Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı A-E, Simurg Kitapçılık, İstanbul – Wien 2002
  • Emel Huber, Dilbilime Giriş, Multilingual – Yabancı Dil Yayınları, İstanbul 2008
  • Seda Öztürk Kalkan, Türk Kültüründe Selamlaşma Kavramı, Bu Kavramın (İlköğretim ve Ortaöğretim) Ders Kitaplarına ve Ders Programlarına Yansıması, Yüksek Lisans Tezi, Konya 2012
  • Kluge – Etymologisches Wörterbuch der deutschen Sprache, 24. Auflage,

Berlin/New York 2002

  • Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil (Anaçizgileriyle Dilbilim), TDK Yayınları, Ankara 1998
  • Hürriyet Gökdayı, Türkçede Kalıp Sözler,

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/234366

  • Jürgen Trabant, Die Sprache, Verlag C.H. Beck oHG, München 2009
  • Ahmet Keskin, Türk Kültüründe “Selamlaşma” ve “Vedalaşma” Hakkında Genel Bir Değerlendirme,

https://www.academia.edu/33604916/Ahmet_Keskin_Türk_Kültüründe_Selamlaşma_ve_Vedalaşma_Hakkında_Genel_Bir_Değerlendirme_A_General_Assessment_about_Greeting_and_Saying_Good_Bye_in_Turkish_Culture_pdf

  • Arto Cümbüşyan, Ermenice Konuşma Klavuzu, Fono Açıköğretim Kurumu, İstanbul 2006
  • Süleyman Ateş, Kur’ân-ı Kerîm ve Yüce Meâli, Kılıç Kitabevi,

Ankara 1980